Filtrar por género
Bu kanalda yerli ve yabancı yazarlara ait şiir, öykü ve romanları dinleyebilir, bazen de ilgimi çeken konular üzerine gerçekleştirdiğim sohbetlere konuk olabilirsiniz. Herkese keyifli dinlemeler… ▫️ Youtube: Canca Şeyler (https://www.youtube.com/channel/UCokT5vpQVwaioDfAU2mcHtg) ▫️ Twitter: @_cancaseyler ▫️ Instagram: @yusufcangokkaya #şiir #seslikitap #sohbet
- 323 - Öykü | Yusuf Can Gökkaya - Benden Önceki Ben
Öykü: Yusuf Can Gökkaya - Benden Önceki Ben
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"O günden beri geceleri telefonu başka odada bırakıyorum. Sabahları ilk iş aynaya bakmıyorum. Ve biri bana geçmişimden söz ettiğinde, hatırlamadığım bir ayrıntıyı hemen reddetmiyorum. Çünkü artık insanın kendisi hakkında yanılmasının, başkaları hakkında yanılmasından çok daha kolay olduğunu biliyorum. Bazen bir hayatı kaybetmek için ölmeniz gerekmez. Bazen yaşamaya devam edersiniz. Sadece sizden önce kimin yaşadığını unutursunuz.
"
Thu, 17 Sep 2026 - 28min - 322 - Öykü | Yusuf Can Gökkaya - Dördüncü Kaset
Öykü: Yusuf Can Gökkaya - Dördüncü Kaset
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Eski eşyanın kendine özgü bir sessizliği vardır. Yeni bir eşya, kullanıldığı hayatı henüz içine çekmemiştir; yüzeyi temiz, köşeleri keskin, geçmişi yoktur. Eskiler öyle değildir. Bir çekmeceyi açtığınızda içinden yalnızca eşya çıkmaz. Bazen bir koku, bazen unutulmuş bir isim, bazen de o eşyayı yıllarca kullanan insanın alışkanlığı çıkar. Ben yıllardır ikinci el eşya alıp sattığım için buna alıştığımı sanıyordum. Yanılmışım."
Sun, 30 Aug 2026 - 19min - 321 - Öykü | Yusuf Can Gökkaya - Üst Kattaki Oda
Öykü: Yusuf Can Gökkaya - Üst Kattaki Oda
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Ve belki de bütün bu hikâyenin en korkutucu tarafı buydu. İnsan bazen geçmişinden kaçmıyor. Kendisinden kaçıyor. Ne kadar uzağa giderse gitsin, bazı geceler, saat tam 02.13'ü gösterdiğinde, zihninin bir yerinde hâlâ aynı sandalye yavaşça yerinden oynuyor. "
Sat, 22 Aug 2026 - 29min - 320 - Öykü | Ömer Seyfettin - Beşeriyet ve Köpek
Öykü: Ömer Seyfettin - Beşeriyet ve KöpekSeslendiren: Yusuf Can GökkayaÖmer Seyfettin, fikirleriyle, makaleleriyle ve hikâyeleriyle Türk edebiyatının önemli bir ismi olarak adını edebiyat tarihine yazdırmıştır. Eserlerinde milli tarih ve kültüre ait unsurları ağırlıklı olarak kullanmasının yanı sıra Batılılaşmanın sembolik düzeyde tartışmasına da sıkça yer vermiş bir yazardır. Türk toplumunun değişim ve yenileşme sürecinde yaşadığı sıkıntılar ve çözüm önerileriyle adından sıkça söz ettirmiştir.Ömer Seyfettin’in “Beşeriyet ve Köpekler” hikâyesinde üç temel düşüncenin vurgusu üzerinde durulmuştur: Doğulu toplumların geri kalmışlığının batılı bir nazarla eleştirisi, medeniyetin doğuşunda köpeğin rolü üzerine düşünceler ve akıl ile kalbin mukayesesi.Modern dünyanın oluşumuna dair Batının medeniyet telakkisindeki temsili “köpek” Doğu insanının “kedi” ile mukayesesini de beraberinde , getirmektedir. Peyami Safa’nın Fatih-Harbiye adlı eserinde görülen mukayese bir bakıma Ömer Seyfettin’in hikâyesindeki kadına da bir cevap niteliğindedir ve metinlerarası düzlemde etkileşimi görmek belirgin bir şekilde mümkündür.Ömer Seyfettin'in diğer eserlerini, aşağıdaki linklerden dinleyebilirsiniz; keyifli dinlemeler:Perili Köşk: https://youtu.be/3ymYv7saqC8?si=lUBlOclULTZxE7nQPembe İncili Kaftan: https://youtu.be/bZEiH1By6o4?si=XyMRt4yC4l_gUFCQKızılelma Neresi: https://youtu.be/oNS0-zKic6I?si=BwXzw9d4SeVD41tv
Sun, 28 Jun 2026 - 20min - 319 - Öykü | Ömer Seyfettin - Bahar ve Kelebekler
Öykü: Ömer Seyfettin - Bahar ve Kelebekler
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Türk kadınları asla sevinç ve saadetten mahrum değildiler. Sevinç ve saadetten mahrum olanlar sizsiniz. Şimdiki kadınlar... Siz bozuldunuz. Siz büyükannelerinize benzemediniz. Ah biz... Gençken ne kadar mesut idik. Bütün meşguliyetimiz eğlence ve neşe idi. Bahar, şu arkamdaki bahar bizi sevinçten deli ederdi. Şimdi siz bunları görmüyorsunuz, siz bu zehirleyici kitaplar üzerine düşüyor, kabarıyor, soluyor, hırçın, berbat, tahammûl olunmaz bir mahlûk oluyorsunuz...
Genç kız gülümsedi. Büyükannesinin böyle hiddetli serzenişlerini her vakit dinler, bazen onun mûnakaşa ederdi. "Hiç siz okumaz mıydınız, büyükanneciğim?" diye sordu..."
Sun, 08 Feb 2026 - 28min - 318 - Öykü | Sabahattin Ali - Arap HayriSun, 01 Feb 2026 - 15min
- 317 - Öykü | R. M. Rilke - Kalem ve Kılıç
Öykü: R. M. Rilke - Kalem ve Kılıç
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Biz doğanın henüz kaba, söz dinlemez çocuklarının buram buram tüten demirci ocağının kızgın ateşi üzerinde tutulup, güçlü çekiç darbeleri altında dünya işlerinde kullanılacak yararlı nesnelere dönüştürülmemiz gerekiyordu. Öyle de oldu. Sen kılıç şeklini alıp kocaman ve sivri bir uçla donatıldın; ben de bir kalem olup ince ve zarif bir uca kavuştum. Bir işe soyunacağımız zaman ilkin pırıl pırıl uçlarımızı ıslatmamız gerekiyor. Sen kanla, ben yalnız mürekkeple."
Sun, 25 Jan 2026 - 08min - 316 - Sesli Kitap | Sait Faik Abasıyanık - Havada Bulut
Sait Faik Abasıyanık - Havada Bulut Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya"İstanbul'da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana aşığım.”Bu eserde yer alan Kurabiye isimli öyküde yer alan bu güzel alıntıyla aktarmak istedim onlarca sayfayı.Eser içindeki tüm öyküleri tek parça halinde dinleyebilirsiniz. Keyifli dinlemeler...
Sun, 25 Jan 2026 - 2h 58min - 315 - Öykü | Ömer Seyfettin - Kızılelma Neresi?
Öykü: Ömer Seyfettin - Kızılelma Neresi?
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Padişah yine acı acı güldü. "Dünya ne tuhaftır! " dedi, "Siz işte bu halkın başlarısınız. Bu halkı idare edersiniz. Halbuki onun istediği şeyin ne olduğunu bilmezsiniz."
Huzurundaki kulları sualine bir cevap bulamamaktan kıvranırlarken o da sıkıldı. Kendi kendine sordu:
"Ey Süleyman! Bunlara sorduğun şeyin ne olduğunu acaba kendin bilir misin?"
"Bilmem ama . . ."
"Ama? "
" Sezerim!"
Sat, 17 Jan 2026 - 16min - 314 - Öykü | Ömer Seyfettin - Pembe İncili Kaftan
Öykü: Ömer Seyfettin - Pembe İncili Kaftan
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Muhsin Çelebi dışarı çıkarken, kendi gibi hayretten donan nedimlerine "Şunun kaftanını veriniz" dedi . Muhariplerden biri koştu. Tahtın önünde serili kaftanı topladı . Türk elçisine yetişti: "Buyurun . Kaftanınızı unutuyorsunuz." Muhsin Çelebi durdu, güldü . Çıktığı kapıya doğru dönerek şahın işiteceği yüksek bir sesle "Hayır, unutmuyorum. Onu size bırakıyorum. Sarayınızda büyük bir padişah elçisini oturtacak seccadeniz, şilteniz yok . . . Hem bir Türk yere serdiği şeyi bir daha arkasına koymaz . . . Bunu bilmiyor musunuz?" dedi.
Sun, 11 Jan 2026 - 28min - 313 - Öykü | Ömer Seyfettin - Perili Köşk
Öykü: Ömer Seyfettin - Perili KöşkSeslendiren: Yusuf Can GökkayaSermet Bey, kalabalık ailesiyle geniş bir evde oturmayı istiyordu.. Bunun için kiralık, uygun bir ev aramaya başladı. Nihayet karşısına tam istediği gibi bir köşk çıkmıştı. Ancak köşk hakkında bazı garip dedikodular duydu. Çevredekilere göre bu köşk periliydi. Sermet Bey bu söylentilere kulak asmaz..."Sermet Bey, bir gün çamlığın içine saklanıp birdenbire perinin karşısına çıkmayı, yahut arkasından yavaşça gidip elini sürüvermeyi düşündü. Evdekilerin hiçbiri buna razı olmadı. "Seni hemen oracıkta çarpar!" diyorlardı. Fakat Sermet Bey, bulanan gönlüne rağmen, periye, ecinniye filân bir türlü inanamıyordu. Ertesi akşam koruya gitti. Büyük bir çamın alt dallarından birine bindi. Bekledi, bekledi. Gece yarısı oldu. Köşktekiler de meraktan uyuyamıyorlardı. Zavallıların balkonlarda gezindiklerini görüyordu. Birdenbire yüreği hop etti. Hayal sükûn etmişti.Eliyle dokununca gölge gibi uçup silineceğini katiyen bildiği halde yine Sermet Bey'in dizleri titremeğe başladı. İçinden, "Ben korkmuyorum, fakat vücudum korkuyor!" dedi.
Sun, 04 Jan 2026 - 15min - 312 - Sesli Kitap | Dünya Edebiyatından En İyi Öyküler - I #seslikitap
Sesli Kitap: Dünya Edebiyatından En İyi Öyküler - ISeslendiren: Yusuf Can GökkayaDünya Edebiyatından En İyi Öyküler adlı seçkinin bu bölümünde, aşağıdaki öyküleri dinleyebilirsiniz. Herkese keyifli dinlemeler.00:00 Fyodor Dostoyevski - Kutsal Noel Ağac12:05 Ambrose Bierce - Psikolojik Bir Gemi Kazası24:39 Heinrich Böll - Üzgün Yüzüm40:46 Dino Buzatti - Büyük Otelin Koridoru48:58 Halil Cibran - Asi Ruhlar56:53 Isaac Babel - Güvercinliğimin Öyküsü1:26:27 Ambrose Bierce - Baykuş Deresi Köprüsü'nde Olay
Thu, 01 Jan 2026 - 1h 34min - 311 - "SAİT FAİK ABASIYANIK - HAVADA BULUT" HAKKINDA, DİNLEMEDEN ÖNCE BİLMEN GEREKENLER #havadabulut
"SAİT FAİK ABASIYANIK - HAVADA BULUT" HAKKINDATürk Edebiyatı'nda öykücülük alanında ilk akla gelen isimlerden biri Sait Faik... Taklit edilemez, kendine has bir hâli var daima. Öykülerini öyle sade bir dille yazar ki, samimi bir dostun anlatımı, ruha dokunan bir şiir havası verir. Öyle büyük trajik, olaylı öyküleri pek yok. Olsa da her anlattığını gündelik olaylarmış gibi; her karakteri yanı başımızdan geçip giden bir tanıdıkmış gibi anlatır.Sıralı okunduğunda bir romana dönüşen öykülerinden oluşan Havada Bulut kitabı, yazarın ölümünden az zaman önce yayımlanır. Aynı kitapta birkaç farklı öyküde karşımıza çıkan Yorgiya gibi diğer karakterler de hem kendilerine özgü hem de hepimiz gibidirler. Olaydan çok durum öyküleri içeren Havada Bulut; aşk, sevda, yoksulluk, ay aşığı altında beliren umutlar ve büyük hülyalar anlatır.1938 yılından itibaren Burgazada'da bu evde yaşayan Sait Faik'in evi, şu anda kendi vasiyeti üzerine, Darüşşafaka Cemiyeti'nin sorumluluğunda. Onun anısını da himaye etmek üzere müze olarak kullanılan ev; eşyaları, kitapları, el yazısı ile mektupları, fotoğrafları ve dahi çatı katının denizi gören küçük penceresinin önündeki koltuğu ile muhafaza ediliyor. Hem adanın havası hem insanları ile Havada Bulut'un içindekiler de dahil olmak üzere, birçok öyküye esin kaynağı olmuş olmalı.İyi ki geçmiş bu dünyadan, iyi ki yazmış... Aksi halde, "İstanbul'da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp; ben sana aşığım" gibi bir cümle, edebiyatımızda hep eksik kalırdı.🔺🔺🔺 Havada Bulut içerisindeki öyküleri, sırasıyla dinlemek gerekmektedir. İşte, dinlenilmesi gereken sırayı aşağıda paylaşıyorum, keyifli dinlemeler:Ay Işığı, Havada Bulut, Büyük Hulyalar Kuralım, Karidesçinin Evi, Yorgiya'nın Mahallesi, Kurabiye, Korkunç Bir Pastane, Eleni ile Katina, Falcı Matmazel Todori, Birinci Mektup, İkinci Mektup, Sonu, 1 Nisan'da Erik Ağacı İle Konuştum, Mehmet Bey'e göre.
Sun, 28 Dec 2025 - 02min - 310 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Mehmet Bey'e Göre
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Mehmet Bey'e GöreSeslendiren: Yusuf Can Gökkaya"... Mehmet Bey'i daha fazla söyletmeyeceğim. Ahmet Bey'in kendi arzuladığı âlemine ve hikâyelerine dönmemiz daha iyi olacak..."🔺🔺🔺 Havada Bulut içerisindeki öyküleri, sırasıyla dinlemek gerekmektedir. İşte, dinlenilmesi gereken sırayı aşağıda paylaşıyorum, keyifli dinlemeler:Ay Işığı, Havada Bulut, Büyük Hulyalar Kuralım, Karidesçinin Evi, Yorgiya'nın Mahallesi, Kurabiye, Korkunç Bir Pastane, Eleni ile Katina, Falcı Matmazel Todori, Birinci Mektup, İkinci Mektup, Sonu, 1 Nisan'da Erik Ağacı İle Konuştum, Mehmet Bey'e göre.
Sun, 28 Dec 2025 - 06min - 309 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - 1 Nisan'da Bir Erik Ağacı İle Konuştum
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - 1 Nisan'da Bir Erik Ağacı İle Konuştum
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya"İşte görüyorsun ki azizim, ben köpeklerle konuşmadan evvel işe ağaçlarla konuşmakla başladım. Sevgilimle bir şey konuşamazdım. O, düşüncesizliğin içinde başlı başına bir âlemdi. Ben de ihtiraslılara yahut yaşı ilerlemişlere has bir vefa, daha doğrusu, bir yapışkanlıkla adeta bir insan tasarlıyorum. Kendi kendime bazen "Mehmet Bey" isminde bir arkadaş buluyor, işin hakikatini ona söyletmeye çalışıyorum."
Sun, 28 Dec 2025 - 05min - 308 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Sonu #havadabulut #sesliöyküler #saitfaikabasıyanık
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - SonuSeslendiren: Yusuf Can Gökkaya"Sonra, Kadıköy İskelesi'ne yorgun varıp, oradaki kanepelerde uzun zaman oturdum. Ahbaplar geçti. Onları beni görmemezlikten geleceklerine, ben görmemezlikten geldim. Yine cigaramı yaktım. Selam verirlerse aldım. Vermezlerse sallamadım. Baktım durdum insanların yüzüne. Hani hikâye yazmak, onlara dair düşünmek için sanma! Sevmek için. Yüzlerine bakarak sevmek için. Geniş alınlı, kırmızıya çalar kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi. Gelip yanıma oturdu...
- Hava amma da sıcak ha, dedi.
- Çok sıcak, dedim.
- Bir cigara versene usta , dedi o da."
Sun, 28 Dec 2025 - 09min - 307 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - İkinci Mektup
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - İkinci MektupSeslendiren: Yusuf Can Gökkaya"Doğru sevgilim! Senin kendine güvenmeye hakkın var. Sen bir adam üzerinde harikalar gösterebilirsin: Katili kuzu, eğriyi doğru, namussuzu namuslu, hayvanı insan yapabilirsin!.. Aksi harikaları da gösterebilirsin: Kuzuyu katil, hayvanı insan...Bugünlerde aşk üzerine kitaplar okudum. Bir tanesinde diyor ki: "Aşkın ilk tezahürü, hayranlıktır." Ben bu hayranlığı duymak için otuz beş sene bekledim. Senin âşık olman için bir dakikaya ihtiyacın olduğunu sonradan öğrendim. Ben bu güzel dakikayı doğuramadım. Hayran olmayı doğuramadım. Ötesi çorap söküğü gibi gelecekti. Birinci tebellür, ikinci tebellür birbirini takip edecekti. Sen bana hayran olamadın. Doğru, neyime olacaktın ki?.."
Mon, 22 Dec 2025 - 21min - 306 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Birinci Mektup
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Birinci Mektup
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Neler söyleniyorsun deme, ne olur? Sana şunu kabul ettirmeye çalışıyorum. Yazı yazmak da fiziki bir yorgunluk veriyor. Yalnız kafam değil, onu geç, bak kolum da yoruldu. Bana çalışmıyorsun diye kızma! Bak marangozun bir konsol yaptığı zaman duyduğu yorgunluğu duymadımsa alçağım! Demek ki çalışıyorum. Memnun musun?
Sana bahsetmek istediğim şeylerin hiçbirinden söz açmadığım için beni affet! Yazıya başlarken aklıma gelen hikâyeleri unutmazsam bir gün sana yazar, başkalarına okuturum.
Mektubun sonun bir yerinden öpmek adetini ben de unutmuyorum.
Hep getirip getirip işi buraya dökmek için çalıştım."
Sun, 21 Dec 2025 - 06min - 305 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Falcı Matmazel Todori
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Falcı Matmazel Todori
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Kitaplardan öğrendim. Muhakkak âşık olmak arzusunu kitaplardan kaptım. Sonra kanıma işledi. Âşık olmalıydım. Saadet denilen bir şey olacak; bulabilir miyim acaba?.. Kastım parayla, bir evle, iyi yiyip iyi içmeyle kendini gösteren bir saadet olmadığı için elimden geleni, yani önce paramı bitirdim. Evimi, alıştığım şeyleri de belki arkada bırakabilirdim. Yemeden içmeden kesildim. Bu kendi başına kazanılacak saadet idealizmimi tam hakikat haline getirmiştim ki, etrafımda insanların bulunduğunu sevgilim bana anlattı..."
Sat, 20 Dec 2025 - 10min - 304 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Eleni ile Katina
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Eleni ile Katina
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Katina nasıl oldu da birdenbire, başka türlü şişmanlık kazandı, bilmem. Bu şişmanlığı o, patrona yükledi. Patron, dostlarından çocukları olmayan bir aileye, çocuğu yamadı. Katina doğumdan sonra çok zayıfladı. O kadar zayıfladı ki, sevgilisinin bacaklarının mevzun ipinceliği yanında bile onunkiler değnek gibi kaldı."
Sun, 14 Dec 2025 - 07min - 303 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Korkunç Bir Pastane
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Korkunç Bir Pastane
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Ah! Bu bazıları beyaz bıyıklı, bazıları matruş oldukları halde bembeyaz çember sakallı gibi, kimisi kır saçlarının altında hâlâ genç, canlı, kimisi hiç mi hiç ağarmamış saçlarının altında bitkin, buruşmuş yüzleriyle, çok günler görmüş, çok geceler geçirmiş insanlar!.."
Sat, 13 Dec 2025 - 14min - 302 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Yorgiya'nın MahallesiSun, 23 Nov 2025 - 22min
- 301 - Antoine de Saint-Exupéry - Küçük PrensWed, 27 Aug 2025 - 1h 35min
- 300 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Kurabiye
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Kurabiye
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"İstanbul'da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana âşığım: İşte 1942 senesinin 21 Haziran'ının gece yarısından sonra saat üç buçukta uyanık, beyaz şimşeklerin çaktığı, yağmurlu bir gecenin sana tebliği:
Evveli akşam Beyoğlu'ndaydım. Saat yedi buçuk sularıydı. Ortalıkta güneş olmadığı, hava yine bulutlu olduğu halde, tatlı bir aydınlık vardı. Bununla beraber birahaneler ışıklarını yakmıştı. Bira bardağı ne kadar cazipti. Caddede ne güzel şeyler vardı! Hele bu kızların bacakları insanı insana ne kadar yakınlaştırıyordu!
Küçük, esmer, uzun, çalak bacakların adeta aydınlattığı caddede sanki hiçbir şey yoktu: Dünyada harp, memlekette tifüs, zelzele, aşk..."
Sat, 23 Aug 2025 - 08min - 299 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Karidesçinin EviSat, 16 Aug 2025 - 22min
- 298 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Büyük Hulyalar KuralımSat, 09 Aug 2025 - 12min
- 297 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Havada Bulut
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Havada Bulut
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Havada Bulut’ta Yorgiya adlı bir kız vardır. Çeşmede su doldururken kovasında bulut görür. Bulutu sevinçle evine götürür. Bulut ve Yorgiya’nın bulamayacağı çocukluk mutluluğudur. Köpekli adam hikâyesini bitirir ve ona bir gece de aşık olduğunu söyler. Köpekli adamın bu hikâyede Yorgiya’ya aşık adam Ahmet Bey’dir."
Sun, 03 Aug 2025 - 13min - 296 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Ay Işığı
Bu öyküyü dinledikten sonra, olay bütünlüğü için Havada Bulut öyküsünü dinlemelisiniz.
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Ay Işığı
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Ay Işığı, köpekli adamın kitapta yazara anlattığı ilk hikâyesidir. Posta müvezzi ve yazar mektubu açıp okurlar. Köpekli adamın böyle bir hikâye yazmasına şaşırırlar. Kitap hakkında kendi aralarında tartışırlar. Yazar kendini suçlu hisseder. Köpekli adamı bulur. Ona mektubu okuduklarını söyler. Köpekli adam hikâyeyi okumalarına sevinir."
Sat, 02 Aug 2025 - 19min - 294 - Öykü | Refik Halid Karay - Kuvvete Karşı
Öykü: Refik Halid Karay - Kuvvete Karşı
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Kuvvete Karşı adlı öykü Refik Halid Karay’ ın Memleket Hikayeleri' adlı öykü kitabı içine aldığı fakat 1913 yılında iken Sinop’a sürgüne gönderildiği yıllardan önce yazmış olduğu bir hikâyedir.
Refik Halit’in her bir hikâyesi kendi alanında keşif bir konu, özgün bir yaklaşım , olay ve konular içermektedir. Yazarın bu öyküsü -konusu itibarı ile - gözden kaçırılmış, üzerinde durulmamış hakkında iyi bir tahlil yapılmamış bir öyküdür.
Refik Halit’in bu öyküsü Amerikan şımarıklığı ve Amerikalı denizcilerin Türkiye’deki akıl almaz ahlaksızlıklarını anlatan ve güçsüz bir milletin güçsüz bir ferdinin onlara karşı isyanını dile getiren ilk öykü olması ile dikkati çekmektedir. Öykü daha 1903 yılında Amerika’nın ve Amerikalıların ülkemizde takındıkları lakayt tavırları, umursamaz ve utanmaz hareketleri konu edinmekte, toplumun bu duruma karşı duyduğu ürkekliği, tiksintiyi, ezikliği ve çekingenliği dile getirmektedir.
Öykü Amerikan utanmazlığına bireysel olarak baş kaldıran Suphi’nin sonucu belli olmayan isyanını anlatmıştır. Öykü hem devrine göre anlatımındaki sadelik hem betimlemelerindeki ustalık hem de olayları tasvir edişindeki kıvraklık ve munislik ile dikkatleri çeker.
Öykü ezilmiş Türk kimliğinin şahlanışı ve aşağılanmaya karşı başkaldırısı ile güncellik taşımaktadır. Bir asırdan önce yazılmış bu öykü bu gün de aşina olduğumuz, kaba, hoyrat, terbiyesiz, büyük devlete mensup olmaktan kaynaklanan şımarık Amerikalı portresini oldukça başarılı şekilde tasvir etmiştir. Hülasa aradan geçen bir asırlık geçmişe rağmen ne Amerikalı imajı ne de bu ülke değişmiştir. Öykü bu gerçeğe parmak basmasındaki başarısı ile bu günün ahvallerini önceden faş etmiş olur.
Sat, 19 Jul 2025 - 16min - 293 - Öykü | Refik Halid Karay - Yılda Bir
Öykü: Refik Halid Karay - Yılda Bir
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Teselyalı Bekir, Teselya’dan gelmiş bu köyde değirmen işletmektedir. İşlettiği bu su değirmeni köyden hayli uzaktadır. Teselyalı Bekir, karısını da Teselya’da bırakmış bu nedenle kadın özlemi duymakta, aklı fikri de bir kadınla birlikte olmayı düşleyen hayallerle uğraşmaktadır
Teselyalı Bekir’in bu su değirmenine köyden yaşlı kadınlar gelip gitmektedir. İşlettiği su değirmeninin yanına Çingeneler gelip konaklamıştır. Bekir bir bu Değirmenin yakınında konaklayan Çingenelerin yanına ziyarete gider. Çeribaşı buğdayları öğütmesi için Elif adındaki bir kızı Bekir’le birlikte değirmene yollar.
Teselyalı Değirmenci Bekir ile Çingene kızı Elif o gün yakınlaşırlar ve birlikte olurlar. Elif’te Bekir’e karşı ilgisiz kalmamış Bekir ile birlikte olmaktan o da mutlu olmuştur.
Bekir, Elif’e tekrar ne zaman bu değirmene geleceğini sorar. Elif’ de bir yarın göçüyoruz ama seneye yine buraya geleceğiz diye cevap verir.
Eretesi gün Elif ve diğer Çingeneler buradan göçmüşlerdir. Bekir bir sene boyunca hasretle Elif’i beklemeye başlamıştır. Ertesi yıl olmuş göçer Çingeneler Bekir’in değirmeninin yakınlarındaki o yere yine gelip konmuşlardır. Bekir hemen onları ziyarete gider ve çeribaşına Elif’i sorar. Çeribaşı ise Elif’in hasta olduğunu ve Elif’in kasabada kaldığını söyler. Öğrendiğine göre Elif kötü yola düşmüş ve başını bir sürü belaya sokmuştur."
Sat, 12 Jul 2025 - 15min - 292 - Öykü | Refik Halid Karay - Sarı Bal
Öykü: Refik Halid Karay - Sarı Bal
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
Sarı Bal hikâyesi, Refik Halid Karay’ın Memleket Hikâyeleri adlı eserinde geçen diğer hikâyeleri gibi çok güçlü bir anlatım tarzına ve olay örgüsüne sahiptir.
Hikâyede, insanların hangi mevkide, hangi görevde olursa olsun ahlaki anlamda bir çöküntüye uğrayabileceği anlatılmaktadır.
Hikâyenin ana hatları Sarı Bal diye adlandırılan bir çengi üzerine kurgulanmıştır. Yazar, bu hikâyesinde Sarı Bal’a olan ilgiyi iki karakter üzerinden ironileştirmiş böylece verilmek istenen mesajı daha net okuyucularına aktarmıştır.
Hikâyenin kelime sıklığı çıkartıldığında seçilen kelimelerin konunun bütünlüğü içerisinde verildiği açıkça görülmektedir. Karay, bu yönüyle de farklılığını ortaya koymuştur. Hikâye tahlilleri çoğu açıdan ele alınabilir. Tahlillerde karakter, mekân, zaman, bakış açısı ve anlatıcı, dil ve üslup gibi unsurlar başlıklar halinde verile gelmiştir.
Hikâyenin kelime sıklığı çıkartılarak yazarın seçtiği kelimelerin konunun bütünlüğüne uygunluğu saptanıştır. Denilebilir ki Refik Halit, eserlerini bir kuyumcu titizliğinde oluşturmuş ve en uygun kelimeyi bulana kadar da bu hassasiyetini elinden bırakmamıştır.
Sat, 05 Jul 2025 - 20min - 291 - Öykü | Refik Halid Karay - Garip Bir Hediye
Öykü: Refik Halid Karay - Garip Bir Hediye
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
Hediye gerçekten garip. Bir tıraş fırçası. Her ne kadar fildişi saplı, nakışlı, işlemeli de olsa tıraş fırçası nihayetinde. Hediye olarak bula bula bunu mu bulmuş? Kim, kime, neden, nerede hediye etmiş ki bu fırçayı?
Söz konusu fırça Büyük Savaş yıllarında; Mısır’dan Selanik’e, oradan da İstanbul’daki baba ocağına dönen bir Türk askerine Selanik limanında bir Yahudi tüccar tarafından hediye edilmiş.…. Feridun, Mısır’dan Selanik'e dönüyordu, limana demir atmışlardı. Yolculardan kılıksız bir ihtiyar Yahudi, güvertede dünyadan habersiz, hırs ve heyecan içinde eşyalarını istif etmekle meşgul iken vincin altına girmiş ve tam o sırada demir kancadan kurtulan bir iri denk olanca ağırlığıyla herifin başına inerken o, eşi bulunmaz bir çeviklikle hemen fırlamış, kucaklayınca Yahudi’yi ölümden kurtarmıştı. Fakat yük Feridun’un tam omuzunun yanından asker kaputunu yırtarak geçmişti. Kendine gelen Yahudi eşyalarının arasından bir kocaman kutu açmış, sıra sıra dizilmiş tıraş fırçalarından bir tanesini ayırmış ve ona …. hediye etmişti. Bir de dalga geçer gibi “Değerlidir, kadrini bil, sakın atma, zamanında işine yarar” demişti.
Bir aralık içine öyle bir hüzün, bir ümitsizlik doldu ki hemen oraya çökmek ve ağlaya ağlaya erimek, tükenmek istedi… Aslında aylardan beri dertler, tasalar içinde garip bir baygınlık gelip çatıyor, yüreğinde bir erime, tükenme seziyordu; bu belki bir kalp bozukluğuydu, beklenmeyen bir zamanda ölebilirdi. Ne iyi olacaktı. Keşke şimdi, şuracıkta düşüp kalsaydı, kurtulsaydı…"
Sun, 29 Jun 2025 - 10min - 290 - Öykü | Refik Halid Karay - Komşu Namusu
Öykü: Refik Halid Karay - Komşu NamusuSeslendiren: Yusuf Can GökkayaŞakir Efendi ile memur adayı Osman Efendi, Eyüp’te memur olarak çalışan ama kendiişlerinden ziyade onun bunun açığını yakalayıp dedi kodu üretmekle uğraşan iki tiptir.Öykü Eyüp’teki işyerlerinde Hamidiye köyünden gelen kayıt memuru Mümtaz Efendi, Şakir Efendi ve hulefadan Osman Bey’in dedikoduları ile başlar.Şakir ve Osman Efendiler, Baki Efendi ile komşudur. Şakir ve Osman Efendiler her gün komşuları Baki Efendi’nin balkonunu ve karısını dikizlemektedirler. Bu iki kafadar önemli bir şey keşfetmişlerdir. Baki Efendi’nin karısı kocası evde iken balkona kırmızı mendil asmakta ama Kocası evde ise bu defa da Beyza mendil asmaktadır.Bu iki kafadarın varsayımına göre balkona asılan mendiller Baki Efendinin karısının gizli aşığına verdiği gizli bir mesaj olmaktadır. Eğer asılan mendil beyaz ise "Baki Efendi evde yok", kırmızı ise " Baki Efendi evde” demek" olduğuna kesinkes inanmışlardır ve her gün bunu konuşup takip etmeye başlamışlardır.Bu durum hiç hoşlarına gitmemiş komşularının namusunun kendi namusları olduğu için mahallenin de namusunu kurtarmak için harekete geçmeye karar verirler.Bunun üzerine Osman Efendi'yle Şakir Efendi, bir akşam Baki Efendi'yi meyhaneye davet ederek durumu ona da anlatırlar. Yemekte iken konuyu Baki Efendi’nin karısına da getirip “ karısının eve adam aldığını” söylerler .Bunun üzerine üçü de meyhaneden çıkıp Baki Efendi'nin evinin karşısında oturan Şakir Efendi'nin evine giderler ve Baki Efendi’nin evini gözlemeye başlarlar. Birkaç saat sonra Baki Efendi’nin evine bir adam girer. Baki Efendi de karısını o adam ile basmak için evine doğru koşturur.Osman ve Şakir Efendi ertesi gün olayın aslını öğrendiklerinde beklemedikleri bir sonuçla karşılaşırlar.
Sun, 22 Jun 2025 - 19min - 289 - Öykü | Refik Halid Karay - Şaka
Öykü: Refik Halid Karay - Şaka
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
Refik Halit Karay, Türk edebiyatının önemli yazarlarından birisidir ve kaleme aldığı eserlerde sıklıkla toplumsal eleştiriler yapar. “Şaka” adlı öyküsü de Karay’ın bu yetkinliğini sergileyen bir eser olarak dikkat çeker. Bu hikaye, sıradan bir olay üzerinden toplumsal değerler ve insan psikolojisinin derinlemesine analizini sunar.Hikaye, “şaka” olarak başlayan, fakat zamanla ciddi sonuçlara yol açabilecek bir olay etrafında şekillenir. İki ana karakter üzerinden ilerleyen öyküde, başlangıçta masum görünen bir şakanın, iletişim kopuklukları ve yanlış anlamalar sonucunda nasıl karmaşık hale gelebildiği, beklenmedik olaylara yol açabileceği anlatılır.İlk başta masumane başlayan şaka, giderek kontrol dışına çıkar ve taraflar arasında gerginlik yaratmaya başlar. Bu süreç içinde, hikaye karakterlerin iç dünyalarını, aralarındaki ilişkilerin hangi doğrultuda gelişeceğini, toplumun bu tür olaylara tepkisini işlemektedir.Refik Halit Karay, “Şaka” ile topluma, bireyler arasındaki güvensizlik ve yanlış anlamaların nasıl büyüyerek daha büyük sorunlara yol açabileceğini gösterir.Hikayede işlenen bir diğer ana tema ise, insanoğlunun psikolojik kırılganlığıdır. Şakanın doğası gereği, nasıl kimi zaman tatlı bir anı bırakırken kimi zaman da derin yaralara yol açabileceği üzerinde durulur.En basit görünen eylemlerin bile karmaşık sonuçlar doğurabileceğine vurgu yapılır. Karay, okuyucularını daha düşünceli ve farkında olmaya teşvik eder.
Sun, 15 Jun 2025 - 20min - 288 - Öykü | Refik Halid Karay - Bir Saldırı
Öykü: Refik Halid Karay - Bir Saldırı
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Boğaziçi’nin Anadolu kıyısındaki ıssız, bayır ve yarı boş köylerinden birinde huysuz bir kış akşamıydı. Ayrıca yağmur yağıyordu. Fakat rüzgar öyle ıslak esiyor ve her tarafı öyle sırsıklam ediyordu ki yokuşlardan sürekli seller akıyor ve oluklardan kesintisiz sular boşanıyordu. Bir haftadan beri sürüp giden bu kapanık ve yaş hava altında ahşap evler sünger gibi rutubeti çekmişler, şişip doymuşlardı; artık suları ememiyorlar, dışarıya veriyorlardı."
Thu, 05 Jun 2025 - 09min - 287 - Öykü | Refik Halid Karay - Vehbi Efendi'nin KuşkusuSat, 31 May 2025 - 17min
- 285 - Sabahattin Ali ve Sosyolojik Göstergeler: Değirmen Öykü Kitabı Örneği
"Sabahattin Ali ve Sosyolojik Göstergeler: Değirmen Öykü Kitabı Örneği"
Aktaran: Yusuf Can Gökkaya
Sabahattin Ali, ilk başlarda sanatı özellikle edebiyatı, “içinde yaşanan cemiyet şartlarının şuurlu veya şuursuz bir ifadesi şeklinde değerlendirirken, daha sonra sanatın bir yansıtma şekli olduğunu reddeder. Yaptığı edebiyatın bir amacının olması gerektiğini kavrar ve daha işlevsel kullanır. Muzaffer Reşit’le yapılan bir konuşmasında edebiyatın sanatkârın düşündüğü ve duyduğu bir fikrin ve hissin ortaya atılması, tamim edilmesi olduğunu söyler. Yani bir nevi propaganda olduğunu belirtir. Hiçbir zaman sanatın maksatsız olduğuna inanmadığını, sanatın bir tek ve sarih bir maksadı olduğunu onun da insanları daha iyiye daha güzele yükseltmek, insanlarda bu yükselme arzusunu uyandırmak olduğunu ifade eder (Reşit, 1936: 264). Ona göre toplum ile sanatkârın karşılıklı etkileşimi vardır. Sanatçıların, yazarların istenilene ulaşabilmeleri için gerçekçi olmaları gerekmektedir. Ancak yaşadığı zamanının sanatçılarının toplum meselelerine eğilmedikleri bunun yerine kendi his ve duyguları içim bir şeyler ürettiklerini belirtmekte ve bundan dolayı da şu an sevilmediklerini ve gelecekte de hatırlanmayacaklarını söylemektedir. Hikâye ve roman türlerinde kalıcılığın sağlanması için oluşturulan kişilerin canlı, vakanın güncelliğini yitirmeyecek tarzda seçilmesi ve işlenmesi gerektiğini işaret eden yazar, bu noktada Türkiye’de bu kriterleri aşmış, iyi denebilecek eser sayısının oldukça az olduğunu söyler (Nazif, 1938: 566).
Sabahattin Ali’nin bir diğer özelliği de samimi olmasıdır. Bunun için “Ben yazılarımda zannedildiğimden daha samimiyimdir ve bunlar benim dimağ-ı hayatımın birer vesikası ve hepsi birden tarihidir. Ben zaten yazılarım da doğrudan doğruya veya bilvasıta hep kendimden bahsediyorum” (Sıtkı, Doğan, 1991: 99-90) demiştir. Genel olarak sanatta eski-yeni tartışmasını lüzumsuz olarak gören yazar, bunun yerine bir eserin değerlendirilmesinin iyi veya kötü ölçütleri temel alınarak yapılması gerektiğini savunur. Eski edebiyat ve halk edebiyatından yararlanma konusunda da açık görüşlü olan yazar, “sanat olmuş ve olacak her şeyden faydalanır” der. Edebi bir metnin ana malzemesi dil olduğu için Sabahattin Ali, eserlerinde dilin kullanımına büyük önem verir. Dilde aşırılığa karşıdır. Dil halk içinde bir iletişim aracı olduğu için, anlaşılır, yalın ve süssüz olmalıdır. Bundan dolayıdır ki kendi eserlerinde kullandığı dil de yalın ve süsten uzaktır. İlk öykü kitabı olan Değirmen’in de dilinin diğer baskılarında sadeleştirilmesini sağlar.
Kaynaklar:
Ali, S. (2016). Değirmen. İstanbul, Yapı Kredi Yayınları.
Karaca, A. (1993). Sabahattin Ali’nin Öykülerinde Toplumsal Konular. Türkoloji Dergisi, 11, 222.
Korkmaz, R. (2016). Sabahattin Ali İnsan ve Eser. İstanbul, Kesit Yayınları.
Moran, B. (1991). Edebiyat Kuramları ve Eleştiri. İstanbul, Cem Yayınevi.
Reşit, M. (1936). Sabahattin Ali ile Bir Konuşma. Varlık, 561, 264.
Sabahattin Ali Konusu 09.10.2022 tarihinde http://www.edebiyatgretmeni-twb.net/sabahattin_ali.htm adresinden erişilmiştir.
Sıtkı, A. - Akın D. (1991). İki Gözüm Ayşe. İstanbul, Ataol Yayınları.
Şenderin, Z. (1996). Sabahattin Ali’nin Eserlerinde Toplumsal Gerçekçilik. Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Kırıkkale Üniversitesi, Kırıkkale. Türk Dil Kurumu, (2005). Türkçe Sözlük. Ankara, Türk Dil Kurumu Yayınları.
Umran, N. (1938). Sabahattin Ali ile Bir Konuşma. Varlık, 108, 566.
Wellek, R. (1993). Edebiyat Teorisi. (Ö. F. Huyugüzel, Çev.). İzmir, Dergah Yayınları.
Kevin MacLeod adlı sanatçıya ait Almost in F - Tranquillity, Creative Commons Atıf 4.0 kapsamında lisanslanmıştır. https://creativecommons.org/licenses/by/4.0/
Kaynak: http://incompetech.com/music/royalty-free/index.html?isrc=USUAN1100394
Sanatçı: http://incompetech.com/
Sun, 27 Apr 2025 - 28min - 284 - Öykü | Erkmen Özbıçakçı - Sonrası ve Hep
Öykü: Erkmen Özbıçakçı - Sonrası ve Hep
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
“Konuşacağım,” diyorum. Sakin. İyiden iyiye kuruluyorum iskemleme. Kafamı kırk beş derecelik açıyla yaslıyorum darabaya. Devrim türküleri, büyük kediler ve teretür yapmanın incelikleri geçiyor aklımdan. Müthiş bir rahatlama, güven duygusu kaplıyor içimi. Şevket’e minnetle bakıyorum. Terliyorum. Umar bakıyor hâlâ. Gülüyorum, “Söz, konuşacağım.”
Tue, 15 Apr 2025 - 15min - 283 - Öykü | Tuğba Kocaman Bulut - Koleksiyonun Eksik Parçası
Öykü: Tuğba Kocaman Bulut - Koleksiyonun Eksik Parçası (İshak Edebiyat, 2025)
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Gözlerimi aralıyorum. Zifiri karanlık. Zamanla gözlerim karanlığa alışıyor, sol tarafımdan minik bir ışık sızdığını fark ediyorum. O tarafta bir pencere olmalı. Işığın yardımıyla etrafı inceliyorum, pencerenin yakınında bir lambader, onun yanında bir komodin, üstünde birkaç çerçeve. Fotoğrafları seçemiyorum, gördüklerim yabancı. Neredeyim? Neden buradayım? Nasıl geldim buraya? "
Sun, 23 Feb 2025 - 06min - 282 - Öykü | Özay Erdem - Uyuyan Güzel'in Çalar Saati
Öykü: Özay Erdem - Uyuyan Güzel'in Çalar Saati (Tek Kişilik Balayı)
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Uykudan bağımsız tek bir iş yoktur şu dünyada. Döşeğinde rahat bir gece geçirmiş fırıncı daha leziz ekmekler yapar. Berber müşterisinin saçlarını biçilecek çimler olarak görmez... Aşkın konforu uykunu almaya bağlıdır. Uykusuz biri en sevdiğin bile olsa kalbini kırmaya en yakın kişidir... Yatak reklamlarını küçümsemeyin. Kritik durumlarda alınacak kararlar ancak iyi bir uykunun sonunda isabetli verilir... "Öyle kolay bir sanat değildir uyumak; onun uğruna, bütün gün uyanık durmak gerekir," demiş Nietzsche. İşte benim felsefem bu..."
Sun, 16 Feb 2025 - 15min - 281 - Şiir | Cemal Süreya - Gül
Şiir: Cemal Süreya - GülSeslendiren: Yusuf Can Gökkaya"Gülün tam ortasında ağlıyorumHer akşam sokak ortasında öldükçeÖnümü arkamı bilmiyorumAzaldığını duyup duyup karanlıktaBeni ayakta tutan gözlerininEllerini alıyorum sabaha kadar seviyorumEllerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyazEllerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorumİstasyonda tiren oluyor birazBen bazan istasyonu bulamayan bir adamımGülü alıyorum yüzüme sürüyorumHer nasılsa sokağa düşmüşKolumu kanadımı kırıyorumBir kan oluyor bir kıyamet bir çalgıVe zurnanın ucunda yepyeni bir çingene."
Sun, 09 Feb 2025 - 01min - 280 - Şiir | Edip Cansever - Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir
Şiir: Edip Cansever - Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
Yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
Bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
Ve yarışırsa ancak Monet'nin
Kadınlarına yaraşan giysilerinle
Gördüm de
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
Bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
Bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
Öyle kısaydı ki adımların
Şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
Ölçülür ve denk düşerdi ancak
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Yok bir yanıtın "nereye" diyenlere
Bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
Ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
O bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
Sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
Yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
Hani Etiler'den Hisar'a insek bile
Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
Çok yaşında her zamanki çocuksun gene
Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
Mart ayında patlıcan, ağustosta karnabahar
Mutfağın mutfak olalı böyle
Bir adın vardı senin, Tomris Uyar'dı
Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene
Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
Oysa güneş pek batmadı senin evinde
Söyle
Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç."Sun, 02 Feb 2025 - 02min - 279 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Hişt HiştSun, 26 Jan 2025 - 06min
- 278 - Öykü | Tuba Sina Aydın - Yeni Kadın
Öykü: Tuba Sina Aydın - Yeni Kadın (İshak Edebiyat, 2024)
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
" Eyvalllah. Eskiden 'KADIN'ı yazarken, kucağı çocuklu 'K', zülüfleri oyalı 'A', karnı burnunda 'D', boynu kıldan ince 'I', gözyaşları sel gibi akan 'N' çizerdim. Yani basbayağı 'Kadın'ı okuyucunun gözünün önünde çizerdim. Ama baktım zihnimde altı çizilen 'Kadın'ın her yerde üstü çiziliveriyor. Ben de boşlayıverdim bu ucuz edebiyat numaralarını. Yazıp çiziyorum artık her şeyi anasını satayım. Hele son zamanlarda yazdıklarım, yirmi dokuzluk harf hektarlarında nektar bırakmayan cinsten. Biliyorum ki bu öyküm de oyuncak bebeğin pili bitince çocuğun onu fırlatıp atması gibi okuyucuyu öfkelendirip ağlatacak ve bir çöp kovasını hak edecek. Ne diyeyim, vakit israfınız için şimdiden teşekkürler."
Sun, 15 Dec 2024 - 14min - 277 - Öykü | Harun Kapan - Senin Adını Bir BilsemSun, 17 Nov 2024 - 12min
- 276 - Şükrü Erbaş - İnsanın Acısını İnsan Alır
Şükrü Erbaş - İnsanın Acısını İnsan Alır Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya "...insan bağışlayarak yener yanlışı. insanın acısını insan alır. iyilik böyle kolay yenilmez..."
Fri, 26 Jul 2024 - 06min - 275 - Öykü | Oktay Akbal - Büyükbabam ve Ben
Öykü: Oktay Akbal - Büyükbabam ve Ben Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya "TENTELİ bir arabaya binerdik. İstasyonun önünde sıra sıra dururlardı. Arlan mavili kırmızılı kurdelelerle süslü... Tren yolculuğu uzun sürerdi. Yoksa bana mı öyle gelirdi? Bir bayram sabahıdır, Şehzadebaşı'nda kırmızı bir tramvay bizi Köprüye götürmüştür. Bir vapur bizi beklemektedir. Haydarpaşa' da da bir tren.. Feneryolu, Kızıltoprak. Bakardım pencereden gerçekten bu yerin toprakları kızıl mı diye! Sonra Göztepe, derken Erenköy ... Hep boynu eğik dururum resimlerde. Neden, bilinmez. Küçük yaşta babasız kalacağımın belirtisi mi, bir önsezi mi? Oysa mutlu olmalıydım. Annem, babam evimiz!.. der Ziya Osman Saba, daha ne olsun? Bakıyorum çekmelerdeki eski fotoğraflara, hepsi birbirine benziyor. Solgun, mahzun, düşçü bir çocuk. .. Okul fotoğraflarında çevremdeki çocuklara bakıyorum : Dimdik durmuşlar, ateşli bakışları yıllardır sönmemiş, kendilerine güven içindeler. .. Bir hüzün var benim resimlerimde! Beni içinde yaşadığım mutluluktan koparan bir şeyler. .. Bir korku mu? Gelecek yılların tatsız bunalımlarının kuşkusu mu? Niye mahallenin öteki çocukları gibi cami avlusunda top ardında koşmuyordum, niye kapı önlerinde bilye oynamıyordum, niye aşağı mahallelerdeki taş kavgalarına katılmıyordum? Varsa yoksa dergilerdi, kitaplardı, filmlerdi dostlarım, arkadaşlarım ..."
Mon, 08 Jul 2024 - 23min - 274 - Öykü | Ümit Ahmet Duman - Terk Etmeyen Yalnızlığım
Öykü: Ümit Ahmet Duman - Terk Etmeyen Yalnızlığım Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya "Dedim sana dostum, yalvardım o gece, beni benle yalnız bırakma diye. Sen ise o izbe bile diyemeyeceğim, kıt ışıklı köhne odada dördüncü olmayı tercih ettin. Ne anlıyorsan o meretten, aynı laflar, aynı sözler, kinlenmeler, ortaklıklar, taş çalmalar… Düzenbazlıkları öğrendiğin, ilk sigaranı dudaklarına sürdüğün, ilk aşklarını korkusuzca paylaştığın hücreyi tercih ettin, yuh olsun sana. Korkarım efkârlandım, dolunayda bir fena bu akşam, ilkokulumuzun arka duvarına dayayacağım sırtımı, sana sormadım ama, param bir litrelik köpek öldürene yettiğinden, açtırdım da şişeyi mahalle bakkalı abime, “Ooo delikanlı gene efkârlanmışsın bu gece afiyet olsun,” sözleri ile yollandım düş dünyama."
Sun, 30 Jun 2024 - 09min - 273 - Öykü | Belgin Usta Güç - Yokum
Öykü: Belgin Usta Güç - Yokum (İshak Edebiyat, 2024) Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş " On… Dokuz… Sekiz. Git başımdan. On… Dokuz… Sekiz. Belki daha hızlı saymalıyım. Sıfıra kadar saydığımda gitmiş ol. On… Dokuz… Sekiz. Neden gitmedin? Öyle dediler, gitmen gerekirmiş. Bak sayılar yine hırpalıyor beni. On, dokuz, sekiz, yedi. Dur, kaybolma, sıfıra kadar zaman var, gitme, biraz daha kal. Dün bulaşıkları yıkarken sesini hatırlamadığımı fark ettim. Dehşete kapıldım. Konuş benimle, sesini özledim. Ama en çok gamzeni. Sonra ıslık çalışlarını, apartmana girdiğinde merdivenlerden gelen ıslığını, çok içtiğin için son yıllarda belirginleşen göbeğini, özensizce kestirdiğin saçlarını, ağaran sakalını, kirli gözlüklerini, seviştiğimizdeki terinin kokusunu. Yüzündeki şu kırmızı lekeyi neden silmedin? Ne zaman bu kadar acımasız oldun sen?"
Sun, 23 Jun 2024 - 09min - 272 - Konser Mumu - Yusuf Can Gökkaya
Konser Mumu Yazan & Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya "İnanmak işte: eylemi baki, şekli dilediğimiz gibi..."
Sun, 26 May 2024 - 03min - 271 - Öykü | Ankara Expresinde Zaman - Emame Akman Harmancı
Öykü: Ankara Expresinde Zaman - Emame Akman Harmancı Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya "Rayların üzerinde akıp gidiyordu tren. Vagonların altından gelen düzenli tıkırtılar uykusunu getirmişti. Birkaç saat daha yolu vardı İstanbul’a. Cama başını yaslayıp yemyeşil manzarayı seyre koyuldu. Uzun sürmesine rağmen seviyordu tren yolculuklarını. İnsanların uğramadığı ıssız ormanların ve heybetli dağların arasından geçerken kendini bitimsiz bir maceranın kahramanı gibi hissediyordu. Biraz ilerideki camın bir tanesi açıktı. Hoş bir serinlik doluyordu içeri. Beraberinde mis gibi bir orman havası. Gözlerini yumdu. Birkaç dakika sonra ağırlaşan göz kapaklarını açtığında yağmurun hafifçe çiselediğini gördü hayal meyal. Cama düşen narin damlacıkları izlemeye mecali kalmadı. Tatlı bir uykunun kollarına teslim oldu."
Wed, 01 May 2024 - 20min - 270 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Şehri Unutan Adam
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Şehri Unutan Adam Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya "Çoktan beri şehre inmemiştim. O gün insanları sevebilmek arzusuyla otelin kapısını açtığım zaman, karşıma ilk çıkan insan, bir küfeci çocuğu oldu. Kirli, soluk yanaklarına, çıplak ayaklarına merhametle değil, sevgi ile baktım. Zaten otelin kapısından bu niyetle çıkmamış mıydım?"
Sun, 10 Mar 2024 - 09min - 269 - Öykü | O.Henry - New York'u Nasıl Sevdi?
Öykü | O.Henry - New York'u Nasıl Sevdi? Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya "Raggles'in başka birçok özelliğinden başka üstelik bir de şairliği vardı. Serseri diye anılıyordu, ama bu ona düşünür sanatçı, gezgin, doğa bilimci, kâşif demenin dolambaçlı bir biçimiydi. Aslında şairliği bunların hepsinin üstündeydi. Raggles yaşamında tek bir dize yazmış değildir; o şiirlerini yaşardı. Başyapıtını yazmaya girişseydi ortaya iki satırlık saçma bir beyitten başka bir şey koyamayacaktı. Ama biz esas olarak onun şairliği üzerinde duralım, ilerisine gitmeyelim. Raggles kâğıda kaleme başvurmak zorunda kalsaydı kentler üzerine şiirler yazardı. Kadınlar aynadaki yansımalarını, çocuklar kırılan bir bebekten kopan parçaları, yaban hayvanları üzerine yazı yazanlar hayvanat bahçelerindeki kafesleri nasıl gözden geçirirlerse o da kentleri öyle incelerdi. Raggles için bir kent birçok insanı içine alan bir tuğla ve harç yığını değildi. Birçok yaşamı bir araya getiren; kendine özgü bir çeşnisi, kendine özgü duyguları ve benliği, kendine özgü bir ruhu olan, şairane bir varlıktı."
Sun, 03 Mar 2024 - 16min - 268 - Şiir | Ümit Yaşar Oğuzcan - Dağ RüzgarıFri, 02 Feb 2024 - 03min
- 267 - Şiir | Ümit Yaşar Oğuzcan - Her Sabah Seninle Başlar
Şiir: Ümit Yaşar Oğuzcan - Her Sabah Seninle Başlar
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
Müzik: Can Atilla - Hamamda İlk Gözyaşları
"Önce gözlerin girer odamdan içeri Sonra ellerin, saçların dudakların Bir bir hatırlarım Her sabah senin olan ne varsa Yüzüm aydınlanır Şarkılar söylemek gelir içimden Yakında bir kuş öter Uzaklarda bir tren sesi Sonra kornalar, çocuk ağlamaları Vapur düdükleri Sesler bir uğultu halinde yükselir büyük şehirlerden Ve alışılmış bir yaşamaktır çöker omuzlarıma Sarar benliğimi birden Büyük, devamlı dalgalar halinde duygularım Her sabah seninle başlar Ve ben her sabah Ta içimde bir ağrı gibi yokluğunu duyarım Her sabah Rezil insanlar bekler her köşebaşında beni Yüzleri, yürekleri kadar kirlidir Biri gider, biri gelir Biri gider, biri gelir Yakamda duygusuz iğrenç elleri Ve soğuk gözbebekleri gözlerimde O alışılmış yaşamak ki her sabah İğreti bir elbise gibi durur üzerimde Bir isyandır sarar içimi Her şeyi üzerimden çıkarıp atasım gelir Fakat insanlar, insanlar bırakmaz beni Biri gider, biri gelir Hep aynı ses, aynı şarkı Aynı sağır gökyüzü Dilsiz bir deniz Kör bir düzen Hep aynı kör döğüşü Yalancı yüzler, aptalca bakışlar O iki yüzlü selamlar Hep aynı tempoda geçen manasız bir gün Hep o değişmeyen puslu ikindi üstleri Ve hep aynı yorgun, zoraki akşamlar Ya o geceler satılmış, utanç dolu Büyük avizelerin aydınlattığı sefil yüzlerimiz Renkli kumaşlar, altın kol düğmeleri Kristal kadehlerde kral içkiler O hesaplı dostluklar Satın alınmış sevgiler Ben alışılmış şeyleri sevmem, bilirsin Yaşamaksa dilediğim gibi yaşamalıyım Sevmekse gönlümce sevmeliyim Kendi ellerimle yazmalıyım alın yazımı Ölmekse istediğim anda ölmeliyim ve yaşıyorsam Her şey bambaşka olmalı seninle Alışılmış şeylerden öte Yalanlardan, düzenlerden uzak Yeter, yeter artık Dönmesin o eski plak Her şey gölümüzce olsun Bulsun Dilediği zaman ellerim ellerini Paylaşalım seninle bütün geceleri Sabahları, akşam üzerlerini Görülmemişi görelim, tadılmamışı tadalım Şarkılar söyleyelim kimsenin bilmediği Yüzüm her zaman aydınlık olsun aydınlığında Her zaman sevgiyle gülsün gözlerimin içi Yeter artık, yeter Kırılsın o çemberler Sarsın her yanımızı bir yaşama sevinci Ayrılıklar, kederler, gözyaşları bitsin Bütün bir ömür boyunca Seninle başlayan sabahlarım Seninle sürüp gitsin.
Sun, 07 Jan 2024 - 04min - 266 - Öykü | Ümit Yaban - Kavaklar
Öykü: Ümit Yaban - Kavaklar (İshak Edebiyat)
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Sonra bir anda ismim sokakta çınladı, ben arkamı döndüm annemin koşarak bize yaklaştığını gördüm. Bir yanda Gazi abinin kırbacının sesi diğer yanda annemin sokağı inleten tiz sesi… Annem hem bağırıyor hem de ayakları önden fırlayacakmış gibi duran terlikleriyle bize yaklaşıyordu. Mesafe kısalıyor, yüzündeki anlamsız ifadede belirgin bir hâl almaya başlıyordu. Ama ben yine de annemin yüzünden geçen ifadeleri okumakta zorlanıyordum. Şah damarı nehirdeki balık kadar oynak görünüyordu. "
Sun, 07 Jan 2024 - 10min - 265 - Öykü | Çilem Dilber - Şam Şeytanı
Öykü: Çilem Dilber - Şam Şeytanı
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Kalabalığın ağır hüznünü aşıp salondan geçiyoruz. Üzerimizde onlarca ıslak bakış. Kerim’le aynı yaşlarda olduğumuzu düşünüp biraz da kızgınlık duyuyor olmalılar. O öldü siz niye hâlâ yaşıyorsunuz? Ne biçim arkadaşsınız siz? Odalarda acılı bir telaş. Yemekler, çaylar, mutfaktan taşan kadın sesleri, ara sıra yükselen yavaş yavaş kısılan ağıtlar. Kapıda ayakkabı çiftleri darmadağın. Hava çoktan kararmış, geçen zamanın farkına varmamışız. Zaman boşlukta bir yerde, ayın karanlık yüzü gibi asılı kalmış. Yetişecek bir yerimiz varmış gibi telaşlı adımlarla geçiyoruz sokağı. Burnumda helva kokusu. Bırak yemeyi daha sittinsene görmek istemiyorum. Midemde hiç geçmeyecek gibi bir bulantı. “Sen yedin mi helvadan,” diye soruyorum Halil’e. Dünyanın en önemli sorusuna cevap verir gibi adımlarını yavaşlatıp yüzüme bakıyor. Başını sağa sola sallıyor. "
Sun, 17 Dec 2023 - 19min - 264 - Öykü | Serkan Türk - Yeri Sarsılan
Öykü: Serkan Türk - Yeri Sarsılan
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Onu televizyonda gördüğümde şaşırdığımı söyleyemem. Her yerde karşımıza çıkabilecek tipte bir insandı. Kamyonun kasasına çıkmış kavun tartarken, komşu teyzenin odasını boyarken, mahalle arasında top sektirirken gördüğümde nasıl çakılı durduysam yerimde ekranda boy boy fotoğraflarını gördüğümde de öylece kaldım.
Kaybolmuş.
Böyle bir şeye ihtimal vermedim. Karabatak gibi zaman zaman ortalarda gözükmez sonra birden pat diye bakkalla tavla oynarken denk gelirdim ona. Parkta çocukların balonlarını şişirirken yahut ağaçları budarken."
Mon, 04 Dec 2023 - 07min - 263 - Öykü | Mehmet Ali Kaba - Need A Job Done?Sun, 26 Nov 2023 - 15min
- 262 - Öykü | Anıl Çetinel Örselli - Foto... Foto...
Öykü: Anıl Çetinel Örselli - Foto... Foto... (İshak Edebiyat)
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Tabelayı okumak için iyice yanaştım.
Foto Günay.
Gözümü kıstım, baktım olmuyor yakın gözlüğünü çıkardım iç cepten. Taktım. Numarası mı büyümüş nedir. Okumaya gayretlendim.
Fo…to Gü…nay
Elimdeki kâğıtta yazanla tabelayı karşılaştırdım. Doğru!
Kendi el yazım bile yabancı geliyorsa artık bana... Yok, yok, o kadar kocamadım daha! Alelacele not aldıysam zaar. Damatların diz çöktüğü, gelinlerin de tebessüm ettiği o yalancık fotoğraflardan mütevellit camekanın önünde böylesi oyalanınca içeriden çırak fırladı hemen.
“Yardımcı olalım dayı! Vesikalık mı?”
Sun, 19 Nov 2023 - 08min - 260 - Öykü | Cem Alan - Cansever'in Elli Tonu
Öykü: Cem Alan - Cansever'in Elli Tonu (İshak Edebiyat)
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
“Lan okul kapalı Apço, yaz tatilindeyiz. Nasıl kazan dairesine girecekler?” dedim. Yalan olduğunu biliyordum ama gene de müthiş içim sıkılıyordu. Uygar Abi orta sondan sonra okula gitmemişti, lise çağındaydı ama çeşitli işlerde çalışan bir erken büyüyendi. Şimdi bir gazete bayisinde çalışıyor, her seferinde dayanamayıp porno dergilerin siyah poşetini yırtıp okuduğu için de patronundan düzenli olarak dayak yiyordu.
“Tahsin abinin oğlu lan adam, kazan dairesinin anahtarı var evlerinde,” dedi. Tahsin abi okulun temizlik işçisiydi. Mantıklı konuşmuştu Seyit. Gerçek olabilirdi. Ağzına bir iki çekirdek daha attı. “Dün, öğlenleyin ikide Melis’i buraya getirip si...” derken iki elimle yakasına yapıştım.
Sun, 05 Nov 2023 - 26min - 259 - Öykü | A. Emre Navgasın - Zalim
Öykü: A. Emre Navgasın - Zalim (İshak Edebiyat)
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"İnsan ne zalim değil mi? Büyük kâğıdı bilerek ıslattım, bunun iki sebebi var. Birincisi canım öyle istedi, ikincisi bunca harf belki de yıllarca denize bu kadar yakın olup da hiç deniz nedir bilmeyecekti. Sence bu zalimlik olmaz mıydı?"
Sat, 28 Oct 2023 - 07min - 258 - Öykü | Gamze Güller - Kara
Öykü: Gamze Güller - Kara (İshak Edebiyat)
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Anlatacağımız hikâye oldukça sıradan aslında. Bir adam var, bir de köpek. Olaylar onlarla ilgili. Köpeğin adı yok ama apartmandakiler ona Kara diyorlar. Çok da kara değil aslında. Bir iki kara lekesi var o kadar. Onun dışında sarımsı kahvemsi bir renk. Belki o karalıklar da kirdir. Yakından görmedik. Ya da çocuklar koymuştur bu ismi kim bilir. Çocukların tuhaflıklarına akıl sır ermez. Adamın adı başka ama ona da B. diyeceğiz. Öykülerdeki isimler hep eskide kalmış diye bozulanlar var. Öykü kahramanı Bulut, Berke, Buğracan olur mu? B. diyelim geçelim şimdilik. İdare etsinler. Ana babasına sormak lazım neden eski bir isim koymuşlar. Muhtemelen dedesinin adıdır. "
Sun, 22 Oct 2023 - 16min - 257 - Öykü | William Faulkner - Emily İçin Bir Gül
Öykü: William Faulkner - Emily İçin Bir Gül
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
Türkçesi: Müjde Dural
"Bekâr bayan Emily Grierson ölünce, tüm kasaba cenaze törenine katıldı, erkekler yıkılmış bir abideye gösterdikleri bir tür bağlılık ve saygıdan, kadınlarsa daha çok evin içini görme merakından cenazeye katıldılar. Son on yıl içinde hem aşçılık, hem bahçıvanlık yapan uşak dışında kimseyi görmemişlerdi.
Bir zamanlar en seçkin caddemiz olan sokakta, yetmişlerin ağır, parlak tarzında, kubbeli dekorasyonlu, sivri çatılı, yuvarlak balkonları olan, vaktiyle beyaza boyatılmış, büyük bir evdi. Fakat çırçır makineleri ve garajlar, çevredeki en saygın kişilerin evlerini bile bozmuştu, sadece Bayan Emily'nin evi kalmıştı ki, o da göz zevkini bozan benzin pompaları ve pamuk kamyonlarına karşın, inatla ve koketçe yavaş yavaş çürümekteydi. Ve şimdi Bayan Emily de Jefferson muharebesinde ölen kimi rütbeli, kimi isimsiz Konfederasyon ve Birlik askerlerinin arasında, beton mezarlıkta yatan diğer saygın isimlerin temsilcilerinin yanma gidiyordu. Bayan Emily, sağlığında kasabalılar için adeta miras kalmış bir gelenek, görev, bir çeşit yükümlülüktü; 1894'te, zenci kadınların önlük giymeden sokakta dolaşamayacaklarını ilan eden belediye başkanı Albay Sartoris, kadının babası ölünce, onu vergiden muaf tuttuğu günden beri böyleydi. Bayan Emily böyle bir ianeyi kabul etmeyeceği için de, Albay, kadına babasının vaktiyle kasabaya kredi verdiğini ve kasabanın bu krediyi iş icabı bu şekilde ödeyecekleri yalanını uydurmuştu. Ancak Albay Sartoris gibilerin nesli ve düşüncesi böyle bir yalan uydurabilir ve ancak bir kadın bu yalana inanabilirdi."
Fri, 20 Oct 2023 - 21min - 256 - Öykü | Hakan Sarıpolat - Kelime Toplayıcısı
Öykü: Hakan Sarıpolat - Kelime Toplayıcısı (İshak Edebiyat)
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"
İşimi soranlara, “Kelime toplayıcısıyım,” diyorum. Anlamaz gözlerle bakıyorlar yüzüme. Sanki yalan söylüyormuşum ya da delirmişim gibi… Aslına bakarsanız haksız sayılmazlar. Yazmak biraz da deli işi değil midir?
Kendimi bildim bileli bu işi yapıyorum. Her sabah gün ışır ışımaz sokaklara atılıyor, yüzlerce kelime topluyorum. Sonra eve dönüp topladığım kelimeleri masanın üstüne döküyor ve onlarla oynamaya başlıyorum. Betimlemelerle süslediğim cümlelerin arasında boğuluyor, bazen de postmodern bir kurgunun içinde kayboluyorum. Üstkurmaca ekliyorum, olmadı altkurmaca diye bir şey uydurmaya çalışıyorum. Cümlelerin altını üstüne getirip bir de öyle bakıyorum. Sonra kahve koyup sigara yakıyor, kelimelerle yeniden oynamaya başlıyorum.
Kahve bitiyor, sigaralar bitiyor ama öykü bir türlü bitmiyor. Aslında kelimelerin benimle oynadığını anlayınca başımdan aşağı kaynar sular dökülüyor. Oyunu yöneten kişiyken bir anda piyona dönüşmüş olmayı hazmedemiyorum. Nihayetinde anlamsız cümlelerle dolu sayfaları paramparça edip ağzımdan köpükler saçarak üstlerinde tepiniyorum."
Sun, 15 Oct 2023 - 20min - 255 - Öykü | Ayla Burçin Kahraman - Annemin Babası
Öykü: Ayla Burçin Kahraman - Annemin Babası (İshak Edebiyat)
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
“On dakikaya kalkıyoruz,” dedi şoför, “geç, istediğin yere otur. Bomboş gidip geliyoruz kaç zamandır, herkes yaylada. Mazot parası denkleşmez oldu yeminle.”
Bıraksam hiç susmadan anlatacak. Elimde tuttuğum zarfı uzattım,
“Buraya gitmek istiyorum,” diyerek kestim sözünü. Bozulsa da belli etmedi, zarfın üzerinde yazan adrese şöyle bir göz attı.
“Minibüs oraya kadar çıkmaz aslanım. Senin gideceğin yer, ötede. Çok yukarıda,” dedi, “başka araba da yok, mecbur yürüyerek çıkacaksın,” diye ekledi. Bindim. Minibüs boş."
Fri, 13 Oct 2023 - 16min - 254 - Şiir | Edip Cansever - Mendilimde Kan Sesleri
Şiir: Edip Cansever - Mendilimde Kan Sesleri Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya " Her yere yetişilir Hiçbir şeye geç kalınmaz ama Çocuğum beni bağışla Ahmet Abi sen de bağışla Boynu bükük duruyorsam eğer İçimden öyle geldiği için değil Ama hiç değil Ah güzel Ahmet abim benim İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer Suyunda yüzen balığa Toprağını iten çiçeğe Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine Konya’nın beyaz Antep’in kırmızı düzlüğüne benzer Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir Denize benzer ki dalgalıdır bakışları Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına Öylesine benzer ki Ve avlularına (Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi) Ve sözlerine (Yani bir cep aynası alım-satımına belki) Ve bir gün birinin adres sormasına benzer Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına Minibüslerine, gecekondularına Hasretine, yalanına benzer Anısı ıssızlıktır Acısı bilincidir Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan Gülemiyorsun ya, gülmek Bir halk gülüyorsa gülmektir Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet Abi. Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden Dirseğin iskemleye dayalı - Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben - Cigara paketinde yazılar resimler Resimler: cezaevleri Resimler: özlem Resimler: eskidenleri Ve bir kaşın yukarı kalkık Sevmen acele Dostluğun çabuk Bakıyorum da şimdi O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde. Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi Biz eskiden seninle istasyonları dolaşırdık bir bir O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar Nazilli kokardı Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen Kadının ütülü patiskalardan bir teni Upuzun boynu Kirpikleri Ve sana Ahmet Abi uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki Sofranı kurardı Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı Cezaevlerine düşsen cigaranı getirirdi Çocuklar doğururdu Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi O çocuklar büyüyecek O çocuklar büyüyecek O çocuklar... Bilmezlikten gelme Ahmet Abi Umudu dürt Umutsuzluğu yatıştır Diyeceğim şu ki Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse Çocuklar, kadınlar, erkekler Trenler tıklım tıklım Trenler cepheye giden trenler gibi İşçiler Almanya yolcusu işçiler Kadınlar Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi Ellerinde bavullar, fileler Kolonyalar, su şişeleri, paketler Onlar ki, hepsi Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler Ah güzel Ahmet Abim benim Gördün mü bak Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar Ve dağılmış pazar yerlerine memleket Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile Gelse de Öyle sürekli değil Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün O kadar çabuk O kadar kısa işte o kadar. Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar Mendilimde kan sesleri."
Mon, 09 Oct 2023 - 05min - 253 - Öykü | Knut Hamsun - Orta Boy Bir Sinek
Öykü: Knut Hamsun - Orta Boy Bir Sinek Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya "Onunla dostluğumuz bir gün ben yazı yazarken başladı. Açık duran penceremden uçarak içeriye girmişti. Saçlarımdaki tuvalet ispirtosunun kokusundan sarhoş olmuş olacak ki, tepemde fırıl fırıl dans etmeye koyuldu. Bir iki kez onu elimle kovalamak istedim- se de, bana mısın demedi. O zaman tuttum, kâğıt makasını elime aldım. Benim kâğıt makasım hem pipo temizlemek hem de sobadaki ateşi karıştırmak için kullandığım büyük, güzel bir makastır. Duvara çivi çaktığım bile olur onunla. Hünerli ellerimde ise, müthiş bir silahtır. Onu birkaç kez sallayınca, sinek kaçıp, uzaklaştı. Aradan bir süre geçti geçmedi, sinek yine gelip dansa başladı. Ayağa kalkıp masamı kapıya doğru iteledim biraz, sinek yine peşimdeydi. "Görürsün sen," dedim içimden. Yavaşça gidip, saçlarımdaki tuvalet ispirtosunu yıkadım. Bunun bir yararı dokundu. Sinek ister istemez, gece lambasının gölgeliğine kondu, hiç kımıldamadı." Türkçesi: Yekta Ataman
Sun, 08 Oct 2023 - 11min - 252 - Öykü | Ethem Baran - O Kadar Yüksekte ki Görünmüyor
İSHAK EDEBİYAT 1000. ÖYKÜ
"İshak Edebiyat olarak 1000. öykümüzü yayımlamanın gururunu yaşıyoruz. Bu süreçte bizlere güvenerek öykülerini gönderen yazarlarımıza teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız."
Öykü: Ethem Baran - O Kadar Yüksekte ki Görünmüyor
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
“Yıkandın mı kel kız?” demişler, “Tarandım bile,” demiş.
Benimkisi o hesap.
O kadar tembih ettiler, durup durup hatırlattılar, ciddiye almadım; kendimden emindim çünkü. Fazla büyütüyordu arkadaşlarım. Kaçın kurasıydım ben, bu tür ucuz numaralara pabuç bırakır mıydım?
"Kulağım ağrıyor," dedim Nebahat’e, "sabaha kadar uyuyamadım."
Uzun zamandır aynı odada çalışıyorduk onunla. Adım atışımızdan, duruşumuza, bakışımızdan susuşumuza birbirimizin ne düşündüğünü, ne hissettiğini bilirdik.
"Sen yine doktora gitmeyeceğim diye tutturursun şimdi."
Thu, 21 Sep 2023 - 11min - 251 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Babamın İkinci Evi
Öykü: Sait Faik Abasıyanık - Babamın İkinci Evi
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Babam, "hadi sersem," diye mırıldandı.
Biz evden içeri girerken; çocuk etrafımızda ağır ağır atları gezdiriyordu. Köy evinin içine ayak basar basmaz elbette, bir saman ve hafif tezek kokusu duyulur. Biraz daha yaklaşınca yayıkların bulunduğu yerden eskimiş bir ayran kokusu da burnumuza çarpacaktır. Dört beş ayak merdiven çıktık. Tahtaboş, muallim kürsüsüne, daha doğrusu millet bayramlarında uluorta söz söyleyen hatipler için yapılmış kürsülere benzeyen bir yerde, bir kadın namaz kılıyordu. Babam bu kürsünün beşinci ayağında, ben üçüncüsünde bir müddet bekledik."
Tue, 19 Sep 2023 - 08min - 250 - Öykü | Charles Dickens - İşaret Memuru
Öykü: Charles Dickens - İşaret Memuru
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Merhaba aşağıdaki!
Adam kendisine seslenildiğini duyduğunda, elindeki kısa sopaya sarılı bir işaret flamasıyla kulübesinin önünde duruyordu. Bulunduğu yerin doğal yapısı göz önüne alınacak olursa; insan, sesin geldiği yön konusunda adamın kuşku duymasının mümkün olamayacağını düşünürdü, ama başının hemen üstüne, benim durduğum dik yarın tepesine bakmak yerine, tam aksi yöne dönüp tren hattına baktı. Davranış biçiminde olağandışı bir şey vardı, ama ben tüm çabama rağmen ne olduğunu ifade edemeyeceğim. Bedeni derin çukurda gölgede kaldığı ve olduğundan küçük göründüğü, bense tam yukarısında, onu henüz görmeden kızıl günbatımı parıltısına gömüldüğüm ve elimi gözlerime siper etmek zorunda kaldığım dik yarın tepesinde durduğum için, davranışının dikkatimi çekecek kadar olağandışı olduğunu biliyorum.
- Merhaba aşağıdaki!"
Thu, 14 Sep 2023 - 34min - 249 - Edebiyat - Bilimsel Araştırma | Gabriel García Márquez’in Kırmızı Pazartesi Romanıyla Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm Romanında Büyülü Gerçekçilik
Edebiyat - Bilimsel Araştırma
"Gabriel García Márquez’in Kırmızı Pazartesi Romanıyla Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm Romanında Büyülü Gerçekçilik"
Büyülü gerçekçilik post-modern düşüncenin merkezini oluşturan bir akımdır. Latin Amerika’nın roman alanıyla edebiyata 1950'lerde tanıştırılan Büyülü Gerçekçilik akımı kendine Türk Edebiyatında 1980’li yıllarda yer bulmuştur. Büyülü gerçekçi roman türünü geleneksel romandan ayıran şey biçim-içerik ve roman-yazar ilişkisidir. Geleneksel romanın tersine, büyülü gerçekçilik akımıyla yazılmış romanlarda bütünlük değil parçalanmışlık vardır. Bu yüzden de biçim ve içerik açısından oldukça zengin bir akımdır. İçerisinde barındırdığı zengin kurgularla okuyucuyu sıradanlıktan ve kurallardan kurtarır. Büyülü gerçekçilik akımının tarzı adından da anlaşılacağı üzere yeni bir sanat yaklaşımı değildir; aksine, var olan sanat akımlarının yeniden yorumlanma biçimidir. Hem büyülü hem de gerçek olanı bir arada verir. Çağdaş edebiyat yazarlarından olan Gabriel García Márquez’in eserleri Büyülü Gerçekçilik akımını ilerletmiş ve okuyucuya her defasında yenilikler sunmuştur. Türk Edebiyatı’nda Büyülü Gerçekçilik akımının temsilcisi sayılan Latife Tekin, eserlerinde bu akıma yer vermiştir.
Müzik:
Kevin MacLeod adlı sanatçıya ait Fluidscape, Creative Commons Atıf 4.0 kapsamında lisanslanmıştır. https://creativecommons.org/licenses/by/4.0/
Kaynak: http://incompetech.com/music/royalty-free/index.html?isrc=USUAN1100393
Sanatçı: http://incompetech.com/
Bilimsel Kaynakça:
Tanrıtnır, B. C. & Çalışkan, A. M. (2017). Gabriel García Márquez’in Kırmızı Pazartesi Romanıyla Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm Romanında Büyülü Gerçekçilik . Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi , 26 (1) , 302-312 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/pub/cusosbil/issue/31939/351459
Sun, 10 Sep 2023 - 32min - 248 - Öykü | Halil Cibran - Son Nöbet
Öykü: Halil Cibran - Son Nöbet
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
Türkçesi: Candan Selman
"Gecenin bir yarısı, şafağın ilk soluğu rüzgâra binip geldiğinde, kendini henüz duyulmamış sesin yankısı olarak isimlendiren haberci, yatak odasından ayrıldı, evin terasına çıktı. Uzun uzun aşağıdaki uyuyan şehre baktı. Sonra başını kaldırıp baktı. Sanki tüm uyuyanların uykusuz ruhları etrafına toplanmıştı.
Haberci onlarla konuşmaya başladı:
"Arkadaşlarım ve komşularım ve her gün kapımdan geçenler; uykularınızda konuşacağım sizinle, uyanma saatlerinize ve kulaklarınızı sağır eden seslere aldırmadan, düşlerinizin vadisinde yürüyeceğim zorlanmadan, çırılçıplak.
Ne kadar çok uzun zamandan beri seviyorum ben sizi..."
Thu, 07 Sep 2023 - 08min - 247 - Öykü | Sait Faik Abasıyanık - Melâhat HeykeliFri, 07 Jul 2023 - 08min
- 246 - Öykü | Anton Çehov - Memurun Ölümü
Öykü: Anton Çehov - Memurun Ölümü
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Çehov, kısa güldürü hikâyelerinden, adım adım, sosyal. politik nitelik taşıyan büyük konulara geçti... Memurun Ölümü hikâyesinde, küçük bir memur olan Çerviyakov, tiyatroda aksırır ve istemeyerek, önünde oturmakta olan bir generalin dazlak kafasını ıslatır. Üst üste yaptığı beceriksizce özür dilemelerle generali çileden çıkarır. General onu terslemek zorunda kalır, memurcuk şiddetli bir ceza göreceğinden korkar ve korkusundan ölür. Gerçi bu bir hikâyedir ve bütün güldürücülüğüne rağmen, korkmuş bir insanın köle psikolojisini çok iyi anlatır."
Sun, 04 Jun 2023 - 06min - 245 - Öykü | Ali Hulki Cihan - Tehlikeli Bir Oyun
Öykü: Ali Hulki Cihan - Tehlikeli Bir Oyun (İshak Edebiyat, 2023)
Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
"Biraz tembellik yapmaya karar verdi. Akşamdan direktörü arayıp çok şiddetli grip olduğunu söyleyerek iki gün izin istedi, yalandan da öksürdü ama ne çok belirgin ne de çok silik, tam kararında. Bu tondaki öksürük, eğer telefonda maruz kalınırsa ahizenin diğer ucundakini hastalık konusunda ikna eder. Ama yüz yüzeyken bir işe yaramaz, herkes bilir bunu. Şefik geçen ay insan üstü bir tempoda çalıştığından saçını kestirecek zaman bulamamıştı da haftalarca çim adam gibi gezmişti. Neyse ki direktör bu izin isteğini ikiletmedi. Hatta dedi ki, “Çarşamba, perşembe izinlisin, cuma da evden çalış sen Şefikçiğim.” Kör istemiş bir göz, Allah vermiş iki göz. Fazla göze batmayan biriydi şirkette. Kendini önlere atmayıp, sessiz ve derinden gidenlerden. Aynı zamanda bekâr, yalnız yaşayan ve iflah olması zor bir zamparaydı. "
Sun, 28 May 2023 - 08min - 244 - Öykü | Anton Çehov - VankaSat, 27 May 2023 - 10min
- 243 - Öykü | Yeliz Baloğlu - Terapi
Yeliz Baloğlu - Terapi
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Hayatımdaki en büyük ikiyüzlülüktü Gönül Hanım. Altı yaşında tanıştım onunla; Bir ilkokul bahçesinde babamın beni üzerimde siyah önlük, turuncu fındıkkabuğu desenli el örgüsü hırka, sırtımda üstünde Çakmaktaşlar’ın sırıttığı kırmızı meşin çanta, kısa saçlarıma iliştirilmiş beyaz bir fiyonkla bıraktığı gün... İncecik, saçları fönlü, kırmızı rujlu, güzel yüzlü, illa ki tayyörlü eğitim neferi. Gönlünü eğitime adamış Gönül Hanım. Sıraya girmiş öğrencilerin başında duruyordu. Ben de sıranın en sonunda durdum. Boyum herkesten biraz daha uzundu. Okul hayatım boyunca da ön sıralarda oturmak pek nasip olmadı. Okuldaki ilk gün içeriye, sınıfa girdiğimizde ağlayanların, tedirgin etrafına bakanların, kaçmak için kapıyı kollayanların ortasında sakin durduğumu anımsıyorum. Çünkü ablamın bir önceki sene gidip geldiği bu esrarengiz yeri hep merak etmiştim."
Mon, 22 May 2023 - 12min - 242 - Öykü | Franz Kafka - Açlık Sanatçısı
Franz Kafka - Açlık Sanatçısı
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Son on yıldır açlık sanatçılarına olan ilgi önemli derecede azaldı. Eskiden bu tip pahalı gösteriler ortaya koymak kazançlı bir işken, bugün bu tamamen imkânsız. İki farklı zaman dilimi. O zamanlar bütün şehir açlık sanatçısıyla ilgilenirdi; bir aç kalma gününden diğerine ilgi sürekli artardı; herkes en azından günde bir defa açlık sanatçısını görmek isterdi; aç kalma gösterisi devam ettiği müddetçe, küçük kafesin önünde bütün gün oturan müdavimler olurdu; etkiyi artırmak için kullanılan meşalelerin ışığı altında açlık sanatçısını seyretmeye geceleyin bile gelenler olurdu; güzel havalarda kafes dışarı çıkarılır ve açlık sanatçısı özellikle çocuklara gösterilirdi; gösteri, sırf moda diye ilgilenen yetişkinler için genelde bir eğlence aracıyken, çocuklar ise, birbirlerinin ellerini tutarak pas kürkü içinde omurga kemikleri dışarı fırlamış, soluk benizli açlık sanatçısının, etrafa saçılmış saman yığını üzerinde, bir sandalyeye bile tenezzül etmeden öylece oturuşunu, sahte bir gülümsemeyle nazikçe kafasını sallayarak soruları cevaplayışını ve insanlar ne kadar zayıf olduğunu görsünler diye kolunu parmaklıkların arasından uzatışını, ağızları açık, şaşkınlıkla seyrederlerdi. İşte o zaman tamamen kendi içine kapanır, kimseyi, hatta kafesteki tek eşya olan saatin vuruşlarını –ki bu onun için çok önemlidir- bile umursamaz, sadece, neredeyse kapalı gözlerle dosdoğru ileri bakar ve dudaklarını nemlendirmek için küçük bir bardaktan ara sıra birkaç yudum su alırdı."
Sun, 21 May 2023 - 25min - 241 - Öykü | Franz Kafka - İlk Acı
Franz Kafka - İlk Acı
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
Alıntı:
"Bir trapez sanatçısı –çok iyi bilinir ki; çalışmaları büyük varyete tiyatrolarına ait kubbelerin yükseklerinde yapılan bu sanat, insanoğlu tarafından en zor kazanılan sanatlardandır trapeze her çıkışında aynı cesareti gösterebilmek için, önce mükemmellik adına bir çaba, sonraları ise zorba bir alışkanlık olarak, hayatını bütün gün ve gece boyunca trapez üzerinde kalabilecek şekilde düzenlemişti. Zaten son derece ikincil olan bütün ihtiyaçları da onu aşağıdan seyrederek nöbetleşe çalışan ve gerekli olan her şeyi yukarıya gönderip almak için yapılmış özel bir kutu kullanan yardımcılar tarafından karşılanırdı. Her ne kadar diğer gösteriler boyunca onun yukarıda durması –ki bunu gizlemek imkansız olduğuna göre biraz rahatsız edici olsa da böyle bir yaşam tarzı etrafındaki dünya için olağandışı zorluklar yaratmazdı ve böyle zamanlarda daima hareketsiz kalmasına rağmen seyircilerden ona bir bakış mutlaka ulaşırdı. Ama farklı idareler bundan ötürü onu hoş görürlerdi, çünkü o sıra dışı ve yeri doldurulamaz bir sanatçıydı. Ve tabii ki insanlar, onun kötü niyetinden değil devamlı idmanlı kalıp sanatını kusursuzluk içinde koruyabilmek için bu tarz bir yaşam sürdürüyor olmasını anlıyorlardı."
İstek ve önerileriniz için iletişime geçebilirsiniz.
www.instagram.com/cancaseyler
Thu, 18 May 2023 - 07min - 240 - Öykü | Franz Kafka - Küçük Bir Kadın
Franz Kafka - Küçük Bir Kadın
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"..Bu küçük kadın benimleyken çok mutsuzdur, benimle ilgili daima itiraz edeceği bir şeyler bulunur, tarafımdan sürekli haksızlığa uğradığını düşünür, her adımım onu kızdırmaya yeterlidir; eğer hayatı, olabilecek en küçük parçalara bölmek ve her parçayı ayrı ayrı değerlendirmek mümkün olsaydı, hiç şüphesiz hayatımın her parçası onu sinir edebilirdi."
Wed, 17 May 2023 - 17min - 239 - Öykü | Başar Yılmaz - Durdurun Dünyayı İnecek Var
Öykü: Başar Yılmaz - Durdurun Dünyayı İnecek Var (İshak Edebiyat, 2023)
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Dünyaya yutacak gibi bakan kocaman gözleri vardı Sopa’nın. İştahla bakan o gözlerin vadettiğinden çok daha az çalışırdı kafası ama yine de benim en iyi arkadaşımdı. Çoğu kasabalının bilmediği veya unuttuğu esas adı Bayram’dı. Lakabını zayıf ve uzun olmasından dolayı koymuş zamanında birileri, kim bilir kim? Kasabanın böyle boş beleş işlere bakan, kendine abi dedirten birkaç iti vardı, muhakkak onlardan biriydi.
Sopa’nın ailesi yoksuldu ama öyle böyle değil. Altta yok, üstte yok dedikleri türden. Tek maaşlı memur evimiz yanlarında kraliyet sarayı gibi kalırdı. Annem istemezdi Sopa’yı evde. O komşuya pazara çıktığında birkaç kez getirirdim de onu bile anlardı sonradan."
Tue, 16 May 2023 - 19min - 238 - Öykü | Duygu Özsüphandağ Yayman - Maria Puder Kitabevi
Öykü: Duygu Özsüphandağ Yayman - Maria Puder Kitabevi
Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
Maria Puder Kitabevi’nde sabahtır. Maria yine günün ilk ışıklarıyla inmiştir alt kata. Dükkânın kapısında henüz asma kilit varken, sokak lambaları sönmemişken daha. Eski alışkanlığıdır erken uyanmak. Bir Orhan’a erken uyanamamıştır.
Ahşap raflarla, raflardaki satırların yanına yöresine dizili rengârenk kuklalarla, bebeklerle, her yaşa göre oyuncaklarla, eski eşyayla dolu dükkânda, hikayesini ele veren tek rafa yanaşır önce. Orası içli bir memlekettir. Gorki’nin ve Pearl Buck’ın Ana’ları sırt sırta vermiştir. Betty Mahmudi, “Kızım Olmadan Asla” diyerek yaslanmıştır onlara. “Cumartesi Anneleri” toplanmıştır bir araya. “Parasız Yatılı” nasıl da parlar Füruzan renginde. Başkaldırır Tante Rosa ki Maria, kızına vermiştir adını; Sevgi Rosa. Sanmıştır ki Sevgi Soysal’ın ana babası gibidirler Orhan’la. Alman anne, Türk baba. İnsan hep benzerini aramakta. Oysa hangi öykü, bir diğerinin tıpkıbasımı ve insan nasıl da tek başına! Kaçırılmış kızı Sevgi Rosa’nın peşi sıra dolaşan anası olabilmiştir sadece. Anneliğini yaşayamamış Maria Puder’in adı, dükkânın tabelasında. Berlin’de Türkoloji okurken eline aldığı ilk kitaplardandır “Madonna”. Türkiye’de çok satılanlar listesinde olduğundan habersizdir. Buraya gelince öğrenir, sebebini düşünür. Ailesinin hayatını yaşayanların var olma hikayesidir aslında. Bilmez ki okur da işin orasında mı? Kendisi, Madonna olmayan bir Marialık arayışında… "
Fri, 12 May 2023 - 14min - 237 - Şiir | Can Yücel - Ellerimde Bir Göztaşı
Şair: Can Yücel Şiir: Ellerimde Bir Göztaşı Seslendiren & Müzik: Yusuf Can Gökkaya "Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum Ne bileyim, bir damlanın böyle deniz olduğunu Şaştım, mavi bir fal gibi açılınca önümde Giritli bir ölümüm varmış, bir balıkçı fitil gibi Patlayacakmış avucunda otuz çubuklu gençliğim Üç günde mi desem, üç gökte, üç kulaçta mı Ben ki, o camgöbeği çiçekler açan ağaç Kırılmaz bardaklar gibi tuzla buz olacakmış Ne zaman boğulsam böyle yosun kokuyordu ışık Sabahçı kahvelerde bir çiroz ötüyordu Ve dalgalarımı geçen o deniz şoförleri Böyle uyur düşlere bindirmiş gemiler Uyuklar gibi üstünde mermer masaların Bir tahta parçasıydım, osmanlı bir kazadan kalmış Yüzüyordum, islam kaptanın ahşap ayağında Öbür tahtalara öbür insanlara doğru Cumhurdu mürekkep balığı, simsiyah yüzüyordum Ne bileyim, bir korkunun böyle destan olduğunu Ağardım, nişanlayınca gece ve yavrulayan yalnızlık Ya da ilk insanın doğdugu, öldüğü dağdi Moby Dick Nefes aldıkça filbahriler köpürüyordu sulardan çanlar çalıyor kulaklarımda, yunuslar yarışıyordu Alyuvarlar, dolkuşları ve rüzgar midyeleri Dedim, dünya gibi bulut yok dünya üstünde Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum Ne bileyim, bir türkünün böyle Veysel olduğunu Açıldım, çıkmaz bir sokak gibi, kapanınca denizde."
Tue, 11 Apr 2023 - 02min - 235 - Şiir | Cemal Süreya - Üvercinka
Şiir: Cemal Süreya - Üvercinka
Seslendiren & Müzik: Yusuf Can Gökkaya
--
Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu
kesmemeye
Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahilSenin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajında akşamüstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
Afrika hariç değilWed, 05 Apr 2023 - 03min - 234 - Öykü | Ivan Turgenyev - Bıldırcın
Öykü: Ivan Turgenyev - Bıldırcın
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Şimdi size anlatacağım olay başımdan geçtiği zaman on yaşında kadar vardım.
Olay yazın geçmişti. O zaman Rusya’nın güneyinde bir çiftlikte oturuyorduk. Çiftliğin çevresinde birkaç fersah ötelere kadar bozkırlar uzayıp gidiyordu. Yakınlarda ne bir orman, ne de bir dere vardı. Pek derin olmayan, fundalıklarla kaplı sel yatakları, dümdüz bozkırı yeşil yılanlar gibi kesiyordu. Bu sel yataklarının dibinde küçük derecikler sızıyordu. Ötede beride en sarp tepelerde gözyaşı kadar berrak sularıyla kaynaklar görünüyordu. Çiğnenmiş keçi yollan oraya gidiyor, suyun önündeki cıvık çamurda kuşlarla öteki küçük hayvancıkların ayak izleri birbirini kesiyordu. İyi su, insanlar kadar onlara da lazımdı."Wed, 05 Apr 2023 - 14min - 233 - Zabel Yılmaz - Hicaz | Sesli Öykü
Öykü: Zabel Yılmaz - Hicaz (İshak Edebiyat, 2023)
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Sıra sıra dizilmiş evlerin renkleri bayırdan aşağı indikçe koyulaşmaya, renkler koyulaştıkça müziğin sesi de yakınlaşmaya başlıyor. Sokak buram buram is kokuyor, üst katlardan biri çöpünü camdan fırlatıyor, alt komşu üsttekine bela okuyor. Kapının önüne halı serip oturan, pazen eteğinin lastiğini memelerine kadar çekmiş teyze sigarasını yakarken soba için odun kıran kara suratlı kocasını izliyor. Dik bayırı bitirip düzlüğe ulaştığın yerde yanık yüzlü bir kadın göğüslerinin arasından çıkardığı parayı çıplak ayaklı bir çocuğa veriyor, karşı evdeki genç kız çamaşır suyuyla kapıları fırçalıyor. Bu mahallede bütün kirler çamaşır suyuyla yıkanır çünkü. Hiçbir rengi ve hiçbir kokuyu hatırlayamadım, der gibi bakışlarını da adımlarını da daha bir yabancılaştırıyorsun sokağa."
Sun, 26 Mar 2023 - 10min - 232 - Büşra Yabanigül - Tanıdık Bir Film | Sesli Öykü
Sesli Öykü
Büşra Yabanigül - Tanıdık Bir Film (İshak Edebiyat, 2023)
Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
"Sabahın bu ilk saatlerini çok seviyorum. Ece gelene kadar tantanasız, telaşsız oturabilmenin sefasını sürüyorum. Yine menekşelerimin yerini değiştirmiş. Kaç kere söyledim, mutfağın penceresinden gelen ışık iyi geliyor onlara diye. Kafalarını daha çok kaldırıp konuşuyorlar benimle. Her yeri mor menekşelerle doldurasım var. Ama ben gittikten sonra kimse bakmaz onlara. Ece de uğramaz buralara. Uğrar mı? Bebekliği başka bir evde geçse de çocukluğu benimle burada geçti. Mithat Bey’e ne kadar bağlıydı. Bir insan öz kızını nasıl sevebilirse o da öyle sevdi Ece’yi. Ne çok ağladı o gittiğinde. Günlerce uğramadı eve. Sabah sabah nerden aklıma geldi tüm bunlar? Geceleri düşündüğüm yetmezmiş gibi gündüzleri de düşünür oldum böyle şeyleri. Uykularım da hepten azaldı zaten. Tavşan uykusu misali... Hiç uyumamış gibi, derinliksiz, hafif."
Sat, 25 Mar 2023 - 10min - 231 - Anonim GeceThu, 23 Mar 2023 - 04min
- 230 - Maksim Gorki - Danko'nun Yüreği | Sesli Öykü
Maksim Gorki - Danko'nun Yüreği
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Dünyanın uzak bir ucunda, çok eski zamanlarda bir halk yaşardı.
Bu halkın yaşadığı toprakların bir yanı büyük bir bozkırlık diğer yanı ise geçit vermez ormanlarla kuşatılmışti. Bu insanlar neşeli, güçlü, yürekli kişilerdi. Fakat günlerden bir gün her şey değişti, zor günler başladı. Nereden geldikleri belli olmayan yabancı insanlar, yerli halkı ormanlara sürüp çıkardılar.
Asırlık orman oldukça yaşlı ve eskiydi, içi bataklıklarla doluydu, çok karanlıktı. Gökyüzünden bakıldığında orman, ağaç dallarının birbirlerine dolanmaları yüzünden görülemezdi. Güneş ışınları ağaç dalları ve yaprakları arasından geçemezdi, geçip bataklıklara ulaştığında ise çok pis kokular oluşurdu. Ormana gelmek zorunda kalan yerli halk bu kokuya dayanamaz, birbiri ardına ölürlerdi. Kadınlar, çocuklar kan ağlar, babalar kederden sürekli düşünürlerdi."
Sat, 18 Mar 2023 - 06min - 229 - Stig Dagerman - Sürpriz | Sesli Öykü
Stig Dagerman - Sürpriz
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Sevilmek için hiçbir şey yapmayan, ancak yine de sevilen insanlar var, bir de sevilmek için her şeyi yapan, fakat asla sevilmeyen insanlar var. Fakir insanların gerçekten sevilmediğini fark edebiliriz. Dedesi yetmiş yaşını doldurduğunda Ake'nin annesi dul kalalı beş yıl olmuştu. Onlar sekiz satırlık kısa bir mektupla yaş gününe davet edilmişti. Mektupta şöyle yazıyordu:
"Eğer gelmek isterseniz gelebilirsiniz, ama kendi nevresimlerinizi getirin, çünkü odalar soğuk, ayrıca bazıları ara salonda yatmak zorunda, çünkü sizin dışınızda gelenler de var, Jonsson'la ilgilenecek bir memur da davet ettik ve o salonda uyuyacak, sen Else temizlik ve yemeğe yardım etmek için bir gün önce gelirsen iyi olacak. Samimiyetle Irma."
Thu, 16 Mar 2023 - 16min - 228 - Anton Çehov - Bataklık | Sesli Öykü
Anton Çehov - Bataklık
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"At üstünde, heybetle sallana sallana, kar gibi beyaz subay ceketli genç bir adam. M. E. Rootay'nin halefleri müskirat fabrikasının büyük avlusuna girdi. Güneş, teğmenin yıldızları üzerinde, kayın ağaçlarının beyaz gövdelerinde, avluda şurada burada duran cam parçalarında kayıtsızca gülümsüyordu. Her şey aydın, sıhhatli bir yaz gününün güzelliğini taşıyor, hiçbir şey taze bitkilerin neşeli neşeli titremesine, açık mavi gökyüzüyle kırpışmasına engel olmuyordu. Hatta isli tuğla yapıların çirkin manzarası, boğucu yağ kokuları bile havanın hoşluğunu bozamıyordu. Teğmen, eğerinden neşe ile atladı. Hayvanı, koşa koşa yanma gelen adama verdi, parmağıyla ince siyah bıyığını düzelterek büyük kapıdan içeri girdi. Harapça olmakla beraber aydınlık, yol halılarıyla döşeli merdivenin üst basamağında yüzü yaşlıca, biraz vakarlı bir hizmetçi onu karşıladı. Teğmen, bir şey söylemeden kartını uzattı. Hizmetçi elinde kartla ev sahibinin dairesine giderken üzerindeki "Aleksandr Grigoreviç Sokolski" yazısını okuyabilirdi. Kadın, bir dakika sonra döndü, bayanın biraz rahatsız olduğu için kendisini kabul edemeyeceğini söyledi. Sokolski tavana bakü, alt dudağını biraz uzatarak:
- Çok yazık! diye söylendi. Sonra daha canlı bir ifadeyle: Beni dinleyin! Lütfen Suzanna Moiseyevna'ya onunla mutlaka görüşmem gerektiğini söyleyin, dedi. Mutlaka... Kendisini ancak bir dakika kadar rahatsız edeceğim. Rica ederim, beni affetsin. Hizmetçi, bir omzunu silkip tembel tembel yürüdü, gitti."
Sat, 11 Mar 2023 - 07min - 227 - Halil Cibran - Asi Ruhlar | Sesli Öykü
Halil Cibran - Asi Ruhlar
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Bir kadını sevip karısı yapan, gövdesinin terini, kalbinin kanını ve canını onun ayaklarına boşaltan, uğraşlarının meyvesini ve çalışkanlığının gelirini onun ellerine koyan adam zavallıdır; çünkü usulca uyandığında, almak için çabaladığı kalbin, özgürce ve içtenlikle kendi gizlerinin ve en derin sevgisinin hoşnutluğu için başka bir adama verildiğini anlar. Gençliğin özensizliğinden ve huzursuzluğundan uyanan ve kendini, başından aşağıya parıldayan altınlar ve değerli hediyeler döken ve ona tüm onurları ve müsrif bir eğlencenin tüm zarafetini veren, ancak Tanrının bir adamın gözlerinden bir kadının kalbine akıttığı kutsal şarapla ruhunu hoşnut kılamayan bir adamın evinde bulan kadın da zavallıdır."
Thu, 09 Mar 2023 - 07min - 226 - Başar Yılmaz - Mutluluktan Öleceğiz | Sesli Öykü
Başar Yılmaz - Mutluluktan Öleceğiz (İshak Edebiyat, 2023)
Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
"
“Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz”
Cemal Süreya
Kusura bakmayın, böyle palas pandıras gelmiş bulundum. Kuvvetle muhtemel beklemiyordunuz. Hakkınız var, aradan geçen onca zaman derin bir mesafe koyuyor araya; bunun idrakindeyim. Hatta tüm benliğimle o mesafenin beni alıkoymasına katlanarak yaşıyordum.
Ta ki dün geceye kadar.
Bekri Agâh ile meyhanedeydik. Tanımazsınız boşa zahmet buyurmayın. Cemiyettendir fakat eski tanışlardan sayılmaz. Yalnız hakiki insandır, müşfiktir; buna kısa vakitte kani oldum. Az biraz kalabalıktır ağzı ama dinlettirir de kendini. İzmir’e gittiğim vakitler ağırlar beni. Hem demlenir hem de dem tutarız Halis Usta’nın meyhanesinde."
Tue, 07 Mar 2023 - 13min - 225 - Fyodor Dostoyevski - Kutsal Noel Ağacı | Sesli Öykü
Fyodor Dostoyevski - Kutsal Noel Ağacı
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Ben bir romancıyım ve sanırım bu hikâyeyi ben yazdım. "Sanırım," diyorum, çünkü her ne kadar bu hikâyeyi ben yazmış olsam da, zamanın birinde, bir yerlerde, örneğin Noel arifesinde, büyük bir şehirde, korkunç bir don zamanı yaşanmış olması gerçeğini hayal etmeyi sürdürüyorum. Kafamda, altı yaşında küçük bir çocuk görüntüsü var; hatta daha küçük. O sabah soğuk, rutubetli bir mahzende uyanmış, üstünde küçük bir tür sabahlık, soğuktan titriyordu..."
Sun, 05 Mar 2023 - 12min - 224 - Ferhat Üzel - Galata'da Bir Yol | Sesli Öykü
Öykü: Ferhat Üzel - Galata'da Bir Yol (İshak Edebiyat, 2023)
Seslendiren: Bakış Kutlu Kurtuluş
"Kelimeler... Düşünceler... İnsanlar... Hiçbir şey yapmak istemiyorum. İnsanlarla konuşmak istemiyorum. Birkaç satır yazı yazmak istemiyorum. Bir konu hakkında derin(!) bilgilerimle düşünmek istemiyorum. Tümden gelmek de istemiyorum tüme varmak da. Sadece burada oturup kahvemi yudumlamak istiyorum. Galata’nın yamuk fönlü baristasından alıp sessizce masama getirdiğim bu kahveyi güzelce koklayıp yudumlamaya başlıyorum. Çünkü bunu istiyorum. Gerçekten istediklerimiz olurmuş ya. Biraz bekleyince tabii. Ben o kadar beklemiyorum işte. Kahve içmek istiyorum. Gidiyorum, kahvemi alıyorum ve içiyorum. Bu şekilde bütün isteklerimi gerçekleştiriyorum. Bir kitap mı yazsam “The Reality of Secret,” diye. Girişe de şey yazarım, “Aç köpekler gibi bir şeyler istemeyi bırakın, Tanrı sizin isteklerinizden sıkıldı.”
Sat, 04 Mar 2023 - 08min - 223 - Dino Buzatti - Büyük Otelin Koridoru | Sesli Öykü
Öykü: Dino Buzatti - Büyük Otelin Koridoru
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Tuvalete gitmek gereksinimi duyduğumda, oteldeki odama geç saatte dönmüş, yarı soyunmuştum. Odam, sonu gelmeyen, az aydınlatılmış bir koridorun neredeyse dibindeydi ve yaklaşık yirmi metrede bir, mora çalan cılız ışıklı bir lamba, kırmızı halının üstüne ışık demetleri yansıtıyordu. Tam ortada, bu lambalardan birinin karşısında, bir yanda merdiven, bir yanda da tuvaletin camlı kapısı vardı. Üstüme bir sabahlık geçirip bomboş koridora çıktım. Neredeyse tuvalete vardığımda, karşı yönden gelerek gölgeden sıyrılan, benim gibi sabahlıklı bir adamın karşısında buldum kendimi. Uzun boylu, iri yarı, VII. Edward sakallı biriydi. O da aynı yere mi gidiyordu? Böyle durumlarda olduğu gibi, ikimiz de bir an bocaladık, az kalsın çarpışıyorduk. Sonunda, nedendir bilmem, onun gözleri önünde tuvalete girmeye utandım, sanki başka bir yere gidiyormuş gibi yürümeyi sürdürdüm. O da aynı şeyi yaptı."
Keyifli dinlemeler...
Instagram: @cancaseyler Youtube : @cancaseylerThu, 02 Mar 2023 - 08min - 222 - İzak Babel - Güvercinliğimin Öyküsü | Sesli Öykü
Öykü: İzak Babel - Güvercinliğimin Öyküsü
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"Çocukken hep bir güvercinliğim olsun isterdim. Hayatım boyunca hiçbir şeyi bu kadar çok istememiştim. Fakat babam, güvercinlik yapmam için gerekli tahtayı almak ve içine konacak üç çift güvercin için dokuz yaşıma kadar bana bir söz vermedi."
Sun, 26 Feb 2023 - 29min - 221 - Şiir | Ümit Yaşar Oğuzcan - Gerçekten Sevmek
Şiir: Ümit Yaşar Oğuzcan - Gerçekten Sevmek
Şarkı: Açık Seçik Aşk Bandosu - Yüzündeki Ürkek Güzellik
Seslendiren: Yusuf Can Gökkaya
"O durmadan kaçıyor;
sen ardından gitmiyorsan;
o günün her saatinde saklanıyor,
sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;
o sana acıların en büyüğünü tattırıyor,
sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;
boşuna aldatma kendini,
onu sevmiyorsun demektir.
Elindeki içki kadehinde,
dudağındaki sigarada ,
okuduğun kitapta,
mırıldandığın şarkıda,
söylediğin şiirde,
gördüğün rüyada
ve yaşaman için
ciğerlerine doldurduğun havada
o yoksa;
Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;
onu sevmiyorsun demektir.
Renkler onunla değerlenmiyorsa,
örneğin onsuz kırmızı kırmızılığının,
mavi maviliğinin farkında değilse,
beyaz yalnız o giydiği zaman
güzelliğini haykırmıyorsa,
sabahları onu görünceye kadar
güneş doğmuyorsa
ve onsuz gökyüzü geceleri
aya, yıldızlara
hasret değilse
onu sevmiyorsun demektir.
Sokakta gördüğün her yüzde
ondan bir şeyler aramıyorsan,
güzel bir manzara,
hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa,
uykudan uyandığın zaman
yaşamakta olduğundan önce
onu hatırlamıyorsan,
omuzlarına dökülmüş saçları,
bir sis perdesinin ardında
her zaman gülen,
ışık saçan gözleri
aklına gelmiyorsa,
durup durup avuçlarının
sıcaklığını özlemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.
Dünyada yaşayan öteki insanların
senin için hala bir değeri varsa,
ona karşı tutumunu
toplumun köhne ve manasız
kurallarına göre ayarlıyorsan
ve açık açık
sanki var olduğunu haykırırcasına
sevgini söylemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.
Yok o senin için
her şeyden değerliyse,
gözünü yumduğun anda
onu görebiliyorsan,
o bütün şarkılarda,
bütün şiirlerde,
bütün resimlerde ise,
ona muhtaç olduğunu
söylemekten utanmıyorsan,
senin içten ve büyük sevgine
karşılık vermeyeceğinden
korkmuyorsan,
bütün bencil duygularından
sıyrılabilmişsen
onun için her şeyi,
ama her şeyi yapacak gücü
kendinde buluyorsan,
her hali sana
ayrı ayrı güzel geliyorsa,
karşısında kendini
bir çocuk gibi hissediyorsan,
istediği anda onun için
ölebileceksen,
onun için yaşıyorsan
ve yine onun için
bildiğin bilmediğin
bütün düşmanlıklara
karşı koyabileceksen,
o her geçen dakika
sende biraz daha büyüyorsa
ve kendi kendine bile
çok sevdiğini bütün
samimiyetinle,
inanmışlığınla
itiraf edebiliyorsan,
bir gün o seni hiç,
ama hiç sevmediğini söylese bile,
senin sevginde azalma olmayacaksa
ve ölünceye kadar onu aşkların
en ölümsüzü ile sevebileceksen;
işte o zaman
onu seviyorsun demektir.
O sana sevmeyi,
gerçek aşkı öğretti.
Sen onu hep sevecek
ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın.
O, hiç sen olmasan bile,
seni bir parça sevmese bile..."
Sat, 28 Jan 2023 - 04min - 220 - Özay Erdem - Bir Dolmuş Yolcusunun Kitap Okuma Serüvenleri
Öykü: Özay Erdem - Bir Dolmuş Yolcusunun Kitap Okuma Serüvenleri (İshak Edebiyat, 2022)
Seslendiren:Yusuf Can Gökkaya
Keyifli dinlemeler...
"Kitap okumanın mahrem bir eylem olduğunu o sabah dolmuşta şoförün yanına oturunca anlayacaktı Yaman Bey. Her zamanki gibi işaret parmağını asfalta paralel olarak kaldırdı. Ama tam önünde duran dolmuşun bu sefer otomatik kapısı açılmadı. O vakit kaldırımda hafifçe yana doğru eğilip soran bakışlarla şoföre baktı. Boncuk gözlü şoför korna çalıp ön koltuğu işaret etti. Kısa bir tereddüt anından sonra ne fark eder ki diye düşünüp bindi Yaman Bey. Sırt çantasını dizleri üstüne koyarak oturdu. Önce bir türlü alışamadığı kirli sakallarını kaşıdı sonra ücreti uzatırken tıraş olmalı artık diye düşündü. Hem müdür de ne zamandır ters ters bakıyordu onu böyle gördükçe. Fakat bu halinin kendisine getirdiği avantajı düşününce yine vazgeçti."
Wed, 04 Jan 2023 - 25min
Podcasts similares a Canca Sesli Kitap
Timurtaş Uçar — Vaaz Ahmet Çadırcı
Dini Sohbetler Ahmet Tomor
Alem FM Alem FM
Kendine İyi Davran Beyhan Budak
Cevheri Güven Cevheri Güven
Kur'an Yolu Meali Diyanet Dijital
Sesli Kitap huzursuzbacaksendromu
Kafa Radyo Podcast Kafa Radyo
Meksika Açmazı Karnaval
Süper FM - Doğan Canlı Yayında Karnaval
Metro FM - Aragaz Karnaval.com
Virgin Radio - Mesut Süre ile Rabarba Karnaval.com
Bay J Kral Müzik
Kuran Dinle Kuran Dinle
Ruşen Çakır Medyascope: Ruşen Çakır | Poddict
İLAHİ NEFESLER Mehmet Hâdi Duran
Radyo Tiyatral radyotiyatral
Radyo Tiyatrosu Radyo Tiyatrosu
Radyo Tiyatrosu Dinle Radyo Tiyatrosu Dinle
Sesli Kitap Dünyası Sesli Kitap Dünyası
الشيخ كشك Sheikh Kishk
Radyo Tiyatrosu TRT Dinle
Burda Olan Burda Kalır Zafer Algöz Can Yılmaz
سوالف طريق - ابو طلال الحمراني ابو طلال الحمراني
