Filtrar por gênero

Ah Bu Şiirler

Ah Bu Şiirler

Enes Kolan

Uzun bir yolculuğun sonu için bir başlangıç bu.

28 - Yaşar Kemal - Bekle
0:00 / 0:00
1x
  • 28 - Yaşar Kemal - Bekle

    #yaşarkemal #şiir #bekle #yorum


    Bekle


    Elbet bir gün, bütün çiçekler beyaz açar

    Hür ve mesut bir şarkı halinde

    Penceremizden uzanır nur.

    İstediğimiz şekilde doğar gün,

    Dilediğimiz gibi yağar yağmur.

    Gökyüzüne hayranlığımız biter;

    Kapımıza çırılçıplak gelen bahar,

    Bir tohum halinde toprağa düşer.

    Bizim için başka türlü eser rüzgâr

    Bahçelerin aşinalığı artar.

    Herkes gibi biz de doyasıya yaşarız hayatı

    Yıldızlar dilimizle konuşur.

    Elbet bir gün, bizim de sevgilim

    Köyümüzde beyaz badanalı, bir evimiz olur…


    Yaşar Kemal


    Yorum: Enes Kolan

    Müzik: Gemini

    Foto: Photo by Max Wolfs⁠ on ⁠Unsplash⁠

    Ürünlerin tüm hakları eser sahiplerine ait olup, hobi amaçlı üretilmiştir.


    Sun, 02 Aug 2026 - 01min
  • 27 - Yaşar Kemal - Yalnızlık

    #yaşarkemal #siir #yalnızlık #yorum

    Yalnızlık


    Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin.

    Su olsan kimse içmez,

    Ölür de susundan

    Yol olsan kimse geçmez,

    Sarp kayalara uğratır da yolunu

    Elin adamı ne anlar senden?

    Çıkarsın bir dağ başına,

    Bir ağaç bulursun

    Tellersin pullarsın

    Gelin eylersin.

    Bir de bulutları görürsün, bir de bulutları görürsün

    Bir de bulutları görürsün

    Köpürmüş gelen bulutları

    Başka ne gelir elden?

    Çın çın ötüyor yüreğimin kökünde şu dünyanın ıssızlığı

    Tanrı kimsenin başına vermesin böyle bir yalnızlığı!

    Yaşar Kemal


    Yorum: Enes Kolan

    Müzik: Gemini

    Foto: Photo by Sasha Freemind on Unsplash


    Sat, 01 Aug 2026 - 01min
  • 26 - Sezai Karakoç - Hızırla Kırk Saat (Bölüm 9)

    #sezaikarakoc #siir #hizirlakirksaat #yorum

    HIZIRLA KIRK SAAT

    Sezai Karakoç



    9.

    öldükten sonra insan nasıl dirilecekse

    ölmeden ben öyle dirildim

    kaç eleğimsağma altından geçtim

    çocukken çok gözledim samanyollarını

    yaz akreplerinin bile bakamadan edemedikleri samanyollarını

    kaç kez yedim doğu sabahlarının

    yaz aylarında çatlattığı narlarının narlarını

    gelinler götürülürken perşembe akşamları

    kaç kez yerinde durdurdum güvey atlarını

    baharda çayırlarda yuvarlanırken vakit çobanları

    saatleri kıra kıra ilerleyen bengisu zamanı

    cebrail cebrail bengisu uzmanı

    bir bozkır gibi yaklaşır kuşatır beni

    karanlıkta uzaklarda insan konuşmaları

    andırır cırcır böceklerini

    arada şarap! diye bir ses yükselir

    bir kadeh patlar

    ateş fışkırır çakmak dağlarından

    kurban kokusu yükselir

    gürültüyle geçer kaf kabileleri

    kara incirlerin sütünden sütunundan

    zehirlenen ihtiyar kadınların

    destanını söyler katır çıngırakları

    iftar sofrasında açılan gümüş tabaka

    borçlu baba sesi

    ayın doğduğu saçaktaki komşularla

    kaplumbağa artığı en tatlı üzümlerle

    ey donanmış sofra saati

    cebrail’e anlattığım buydu işte

    cebrail bana ne armağan etti

    bilir misiniz ne armağan etti

    dünya ırmaklarının kaynak yerlerinden bir kolleksiyon

    dicle’nin uçak yakıtı maviliğini

    fırat’ın benzin yeşilini

    nil’in kül rengi bulut stilini

    bengisu bir kokteyl mi

    kokteyl belki ama ne kokteyli

    bengisu korosu

    biz bir hızır’ız ama belki bin hızır gibi

    biliriz yeryüzünde bengisu illerini

    namazda yürüyoruz ışıldayan meşalelerle

    oruçta aydınlığız isa’yla meryem’le

    kulağımızda hep zebur düğünleri

    düşümüzde incil şölenleri

    ufkumuzda tevrat ülkeleri

    sina dağından yapraklar

    ve kur’an ordusunu

    başkentlere götüren bir kumandan gibi

    en soy arap atının üstünde

    dimdik duran bir başkan gibi

    bengisu alayının önünde

    bir göçmen kuş öncüsüdür bengisu

    baharda gelir dünyaya

    kışın göçer aya

    kış yaranın sargı bezi

    yazın ovada dağda sesi

    yusuf gömleğinin yıkandığı kaynak ondandır

    mısır’ın kapıları onunla açılır

    davud’un demirini eriten o

    karıncanın karnından konuşandır

    hüthüt onun üstünden yedi kere uçandır

    evrim günlük sularla

    devrim irinle kanla

    bizse dirilişi gözlüyoruz

    bengisu bengisu kayna ve çağla


    Yorum: Enes Kolan

    Müzik: Gemini

    Foto: Photo by ⁠JohannesPlenio⁠ on ⁠Unsplash⁠

    Ürünlerin tüm hakları eser sahiplerine ait olup, hobi amaçlıüretilmiştir.


    Thu, 30 Jul 2026 - 03min
  • 25 - Sezai Karakoç - Hızırla Kırk Saat (Bölüm 4-8)

    #sezaikarakoc #siir #hizirlakirksaat #yorum

     

    HIZIRLA KIRK SAAT

    Sezai Karakoç

     

     

    4.

    ben kötülere iyilik saçarım

    bu ceza olur

    iyilere iyilik

    kötülere kötülük

    yapacak kadar güçlü ve seraplı olamam

    iyi bir kentte

    camide namaz kılan

    omuzları birbirine dayalı

    iki müslümanın arasından geçtim fark etmediler

    hutbede imamın sözlerinin arasına tek bir kelime

    karıştırdım tek bir kelime 

    bir kaç kişi irkildi

    gerisi susadı susadı

    çıkar çıkmaz çeşmelere koştular 

    ama su yabancı ve acı geldi

    çocuklarını görünce o vakit

    dindi iç ırmak yankıları

     

     

    5.

    rapor

    ben hızır … gün … falan saatta … yerde

    inceleme yaptım

    anne suçsuzdu ve öldü

    baba suçsuzdu eski incirler gibi hışırdıyordu

    küçük çocuk suçsuzdu

    bal rengi bir akıl sarasına bağışlandı

    öbürleri suçsuzdu

    çiçeğe yeni durmuşlardı

    suçlu bendim

    geç kalmıştım

    evin kötü düşü balkona ağmıştı

    komşu evlerde ayin başlamamıştı

    kendimi iki yüz yıl insanoğluna görünmemeğe mahkum ettim

    imza hızır

    pulsuz

    tarih çinseddinden sonra 5000

    şahitler bütün oğullarım


    6.

    kağıt endüstrisinde

    müthiş bir gerileyiş tekniği

    papirüs

    mermer

    tuğla

    ceylan derisi

    ipek

    kumaş

    odun

    saman

    kepek

     

    7.

    bugün iki çocuğun konuşmasına kulak konuğu oldum

    biri beni öbürüne çiziyordu

    hızır’ın çizgileri derindir diyordu

    su ışıltısıdır karanlıkta gözleri

    sağ kolunun çizgisi parlasa

    tanda bir palmiye gibi

    sol kolu karanlık kış gecesi

    yaşı hep altmış üç

    yüzü yeni gelmiş bir vahiy gibi

    gözlerinin önünde hep rahman suresi canlanır

    kalbi hep yasin okur

    kulağında ilk âyetlerin depremi

    ben hızır’ı gördüm kardeşim

    ermişler için topluyordu zeytinleri

    konuşması hint ilâhisi

    ürküntüsü çocuk çilesi

    genellikle dağ havasını taşıyan biri

    yemesi bir gülün dirilişi

     

    8.

    benim konuşmalarım

    çin yazıtları gibi

    çevre benim söylediklerimi kaydeder

    ama kaydetmez kendisine söz söylediğimin sözlerini

    taşların kalb atışlarını duyanlar

    yalnız onlar okur benim söylediklerimi

    kayalar takvim yapraklarımdır benim

    ay kaç kere tanıklık etti

    taşıdığım yoksul kadınlar tabutuna 

    çok köle pazarında bulundum

    az kurtarış yapmadım insan satırında

    insan alımında az göz gezdirmedim

    kaç olta kırdım balık avında

    kaç ip kestim idam sofrasında

    kaç yılı aradan kaydırdım

    takvim hesabında

    kaç kulaç su geçtim

    kurban töreninde

    kaç çocuğu kaçırdım 

    kitap sineklerinin

    tılsım salgınından 

    ilgım salgımından

    zülkülüf bana dedi

    sen su ver ben yemek vereyim

    sen can ver ben kan vereyim

    sen sağı çağır ben şehidi çağırayım

    sen ovaya in ben dağda oturayım

    ne kutlu ortaklıktı o

    zülkülüf bana dedi

    yeraltında sesim var

    zülkülüf bana dedi

    doğuranlar bendendir

    ana sesi bendendir

    örtülü ödeneğimdir ocak

    in kiraz bahçelerine in

    kirazların yankısını dinle

    denizi kirazlarda ara 

    ölümle kirazlar arasında

    köpekle karyola arasında

    bardakla araba arasında

    bir ilgi kur

    mağaralarda çekilen kuralarda

    yamyamın ülküsünde

    kabakulakta

    bile bir bilgi ara

    hızır hızır, işçi demek

    meleğe öykünen demek

    benim kitabım bu kadardır

    yazıtım kısadır

    anıtım yoktur

    bahar senin öncün

    güz benim artçım

    yaz isa’nın

    kış yahya’nın

    bahar yaz güz kış

    ben sen isa ve yahya 

    bir gülü yetiştirmek için yaratılmışız

    şükür tanrıya

     

    Yorum: Enes Kolan

    Müzik: Gemini

    Foto: Photo by ⁠JohannesPlenio⁠on ⁠Unsplash⁠

     

    Ürünlerin tüm hakları eser sahiplerine ait olup, hobiamaçlı üretilmiştir.

     

    Wed, 15 Jul 2026 - 05min
  • 24 - Sezai Karakoç - Hızırla Kırk Saat (Bölüm 1-3)


    #sezaikarakoc #siir #hizirlakirksaat #yorum

     

    HIZIRLA KIRK SAAT

    Sezai Karakoç

    1.

    bu çok sağlam surlu şehirden de geçtim

    beni yalnız yarasalar tanıdı

    az kalsın bir bağ bekçisi beni yakalayacaktı

    adım hırsıza da çıkacaktı

    her evde kutsal kitaplar asılıydı

    okuyan kimseyi göremedim

    okusa da anlayanı görmedim

    kanunlarını kağıtlara yazmışlar

    benim anılarım gibi

    taşa kayaya su çizgisine

    gök kıyısına çiçek duvarına değil

    kedi yavrularından başka

    -o da gözleri açılmamış olanlardan başka-

    el uzatmaya değer

    soluk alır bir nesne bulamadım

    bir gün daha öldü

    ey batıdaki mağaralar

    beni afyonunuz bağlasaydı da

    uyusaydım

    bu katı bu sert kente gelmeseydim

    bir kaç eski ölünün kemiğini fosforladım

    ışıklarını arttırdım bin yıl sonraki çocuklar için

    yaşlı bir adamın şapkasını düşürdüm

    karpuz kopardım

    dağdan taş yuvarladım

    ırmakta yıkandım

    ölümsüz çamaşırlar giyindim

    çivi yazısıyla yazılmış bir taşa oturdum

    yanımdan tak kuran işçiler ve turistler geçti

    çok eski bir şairin(ben miyim yoksa)

    taktım aklıma şöyle bir dörtlüğünü:

    “giydiklerin öyle ölümsüz büzülmüş ki

    seni bir bardakta kaynayan

    abıhayat sandım

    elim uzandığı yerde kaldı”

     

    şimdi ayı bekliyorum

    ay doğunca onu yerime gözcü bırakacağım

    aradığım bu ülkede de yok

    taşlar hatıra yazılamayacak kadar 

    fazla kararmış

     

    2.

    ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz

    bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz

    kadının üstün olduğu ama mutlu olamadığı

    günlere geldim bunu bana öğretmediniz

    hükümdarların hükümdarlığı için halka yalvardığı

    ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim

    bunu bana söylemediniz 

    insanlar havada uçtu ama yerde öldüler

    bunu bana öğretmediniz

    kardeşim ibrahim bana mermer putları

    nasıl devireceğimi öğretmişti 

    ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım

    ama siz kâğıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekininasıl sileceğimi öğretmediniz

    bir kentten daha geçtim

    buğdayları yakıyorlardı

    yedikleri pirinçti

    birbirlerine açılan borular gibi üfürüyorlardı

    sonra birbirlerinden borular gibi çıkıyorlardı

    pirinçler gibi çoğalıyorlardı

    atlarını yalnız atlarını cana yakın buldum

    öpüp çıkıp gittim yelelerini

     

    3.

    bir beni anan doğuran kadınlar kaldı

    çocuklarını kaçırmasın diye al kadınları

    elmalarını ısırdım öfkeyle

    rüzgarına bir çıban tohumu ektim

    böylece iz bıraktım

    benim mirasıma yeryüzünde

    yel çıbanı çıkaranlar konacaklar bilmeden

    benim oğullarım onlardır

    yapraklarımı onlar okuyacaklar

    onlar taşıyacaklar ellerinde 

    sayıklayan çiçekleri

    taşıyacaklar yüreklerinde 

    tifo beneklerini

    öpüp duran melekleri 

    evlenmeyecek olan onlardır

    denizlerin yarasını

    iyi eden

    denizlere doktor olan

    onlardır

    savaşlarda şehitlerin

    ölümünü alıp kaçan onlardır

    ey ulular sizin bana öğretmediğinizi 

    ben zamandan öğrendim

    kuruyan hurma dalından öğrendim

    damıtılmış petrolden öğrendim

    yavrusunu arayan bir deveden öğrendim

    hapsedilmiş yarı yanık

    sancaklardan öğrendim

    yıkılmış taş kemerlerden öğrendim

    harap handan köprülerden öğrendim

    ey ulular sizin bana öğretmediğinizi

    ben yarılmış aydedeye öğrettim

    delikanlı ateşlere öğrettim

    en umutsuz bekarlara öğrettim

    kundaktaki çocuklara öğrettim

    öğrettim fundalara keçilere keçiyollarına

     

    Yorum: Enes Kolan

    Müzik: Gemini

    Foto: Photo by JohannesPlenio on Unsplash

     

    Ürünlerin tüm hakları eser sahiplerine ait olup, hobi amaçlıüretilmiştir.

    Sun, 21 Jun 2026 - 04min
Mostrar mais episódios