Nach Genre filtern
- 28 - Kierkegaard: Kaygı, Seçim ve Modern İnsanın Çıkmazı
Neden bu kadar çok seçeneğimiz varken karar vermekte zorlanıyoruz? Özgürlük neden bazen huzur değil, kaygı getiriyor? Ve yaşadığımız hayat gerçekten bizim seçimimiz mi?
Bu bölümde Søren Kierkegaard’ın hayatı ve düşüncesi üzerinden modern insanın en temel çıkmazlarını konuşuyoruz.
Kierkegaard’ın “özgürlüğün baş dönmesi” olarak tanımlanan kaygı anlayışından yola çıkarak seçim yapmanın neden zorlaştığını, sonsuz ihtimaller arasında insanın kendi benliğini nasıl kaybedebildiğini ve “herkes böyle yapıyor” diye yaşamanın birey üzerindeki etkisini ele alıyoruz.
Ayrıca Ya/Ya Da’daki estetik ve etik yaşam ayrımını, pişmanlık problemini, aşk ve bağlılık anlayışını, Korku ve Titreme’deki İbrahim meselesini ve sıkça yanlış anlaşılan “iman sıçraması” düşüncesini inceliyoruz.
Kierkegaard’ın asıl sorusu bugün hâlâ rahatsız edici derecede güncel:
Yaşadığın hayatı gerçekten sen mi seçtin, yoksa sana sunulan hayatı mı yaşıyorsun?
Kafamda Felsefe Var’da felsefeyi yalnızca anlatmıyor, bugünün hayatıyla yeniden düşünmeye çalışıyoruz.
Wed, 09 Sep 2026 - 22min - 27 - Hayatla Savaşmayı Bıraktığında Ne Olur? | Taoizm, Lao Tzu ve Wu Wei
Modern hayat bize sürekli daha fazlasını yapmamız gerektiğini söylüyor: daha çok çalışmak, daha hızlı ilerlemek, daha üretken olmak, daha fazla kontrol etmek.
Peki ya bizi tüketen şey bazen yeterince çabalamamamız değil, hayatı gereğinden fazla zorlamamızsa?
Bu bölümde Taoizmin temel düşüncelerini, Lao Tzu’nun yaşam anlayışını ve Wu Wei kavramını ele alıyoruz.
Wu Wei çoğu zaman “hiçbir şey yapmamak” şeklinde anlaşılır. Oysa Taoist düşüncede mesele pasiflik değil; gereksiz zorlamayı bırakmak, koşullarla kavga etmeden hareket etmek ve doğru zamanda doğru eylemi gerçekleştirmektir.
Bu bölümde ayrıca Taoizmin su metaforunu, kontrolü bırakmanın ne anlama geldiğini, modern dünyanın üretkenlik baskısını, “yeter” diyebilmenin değerini ve akışla uyum içinde yaşamanın gerçekten ne demek olduğunu konuşuyoruz.
Belki de hayatın her alanında daha fazla mücadele etmek gerekmiyor.
Bazen bilgelik, ne zaman harekete geçeceğini bilmek kadar ne zaman zorlamayacağını da bilmektir.
Taoizm, Lao Tzu, Wu Wei ve modern yaşam üzerine 25 dakikalık felsefi bir yolculuk.
Sat, 29 Aug 2026 - 25min - 26 - Schopenhauer: Öz Annesinin Bile Katlanamadığı Filozof
Arthur Schopenhauer, felsefe tarihinin en karamsar, en sivri dilli ve en yalnız isimlerinden biriydi.
İnsanlarla ilişkileri zordu. Çağdaşlarının önemli bir kısmını küçümsüyor, akademik felsefeye öfke duyuyor, evlilikten uzak duruyor ve kendi annesi Johanna Schopenhauer’la bile yıllarca süren sert çatışmalar yaşıyordu.
Ama bütün bu huysuzluğun arkasında son derece güçlü bir felsefe vardı.
Schopenhauer’a göre insanın temel problemi istemekti.
Bir şeyi arzularız ve ona sahip olmadığımız sürece acı çekeriz. Elde ettiğimizde kısa bir süre rahatlarız. Ardından alışır, sıkılır ve yeni bir şey istemeye başlarız.
Yani insan hayatı sürekli olarak acı ile can sıkıntısı arasında gidip gelir.
Bu bölümde Schopenhauer’ın hayatını, annesiyle yaşadığı çalkantılı ilişkiyi, yalnızlığını ve onun meşhur “isteme” felsefesini konuşuyoruz.
Neden arzularımız bizi mutlu etmek yerine sürekli yeni bir eksiklik yaratıyor?
Aşk gerçekten romantik bir duygu mu, yoksa doğanın bizi kandırma yollarından biri mi?
İnsan neden yalnızlığa ihtiyaç duyar?
Ve Schopenhauer gerçekten yalnızca karamsar bir filozof muydu, yoksa insan doğası hakkında görmek istemediğimiz bazı şeyleri mi söylüyordu?
Belki de Schopenhauer’ın en rahatsız edici fikri şu: Mutluluğun önündeki en büyük engel, sahip olmadıklarımız değil; sürekli başka bir şey istememizdir.
Wed, 19 Aug 2026 - 13min - 25 - Machiavelli: Güç, İktidar ve İnsan Doğasının Karanlık Yüzü
Niccolò Machiavelli, siyaset tarihinin en çok yanlış anlaşılan düşünürlerinden biri.
Onun adı bugün hâlâ hile, çıkarcılık ve “amaç için her yol mubahtır” anlayışıyla birlikte anılıyor. Oysa Machiavelli’nin asıl meselesi, siyasetin nasıl olması gerektiğinden çok gerçekte nasıl işlediğini göstermeye çalışmaktı.
Bu bölümde Prens üzerinden Machiavelli’nin güç, korku, sevgi, sadakat, liderlik ve insan doğası hakkındaki fikirlerini konuşuyoruz.
Bir yönetici sevilmeli mi, yoksa korkulmalı mı?
Ahlak ile siyasal başarı çatıştığında hangisi öne çıkar?
İnsanlar gerçekten çıkarlarına göre mi hareket eder?
Ve Machiavelli neden yüzyıllar sonra bile bu kadar rahatsız edici?
Belki de Machiavelli’nin asıl tehlikesi, bize kötü olmayı öğretmesi değil; insanların ve iktidarın nasıl işlediğini fazla açık biçimde göstermesidir.
Wed, 19 Aug 2026 - 08min - 24 - Homeros’un Odysseia’sı: Şan, Kibir ve Eve Dönüşün Felsefesi
On yıl süren Troya Savaşı biter. Ama Odysseus için asıl yolculuk şimdi başlar.
Homeros’un Odysseia destanı yalnızca canavarlar, tanrılar, sirenler ve denizlerde kaybolan bir kahramanın hikâyesi değildir. Aynı zamanda kibir, arzu, sadakat, kimlik, kader ve insanın eve dönme isteği üzerine yazılmış en eski ve en güçlü anlatılardan biridir.
Bu bölümde Odysseus’un uzun yolculuğunu; Polyphemos’tan Kirke’ye, Sirenler’den Kalypso’ya kadar karşılaştığı sınavlar üzerinden ele alıyor ve şu soruların peşine düşüyoruz:
İnsan neden bütün ihtişama rağmen eve dönmek ister?
Odysseus gerçekten bir kahraman mı, yoksa kendi kibrinin kurbanı mı?
Sirenlerin sesi bize bugün ne anlatıyor?
Penelope’nin bekleyişi yalnızca sadakat mi?
Ve belki de en önemlisi:
Eve dönmek, bir yere dönmek midir; yoksa insanın yeniden kendisi olabilmesi midir?
Homeros’un yaklaşık üç bin yıl önce anlattığı bu yolculuk, bugün hâlâ insanın arzuları ve sınırları hakkında şaşırtıcı derecede güncel şeyler söylüyor.
Wed, 19 Aug 2026 - 32min - 23 - Spinoza: Tanrı Doğadır, Özgür İrade Bir Yanılsama mı?
23 yaşında aforoz edilen Baruch Spinoza, Tanrı’yı evrenin dışında değil, doğanın kendisinde aradı: Deus sive Natura — Tanrı ya da Doğa.
Bu bölümde Spinoza’nın Tanrı anlayışını, özgür irade eleştirisini, conatus kavramını, duygular felsefesini ve Einstein’ın neden Spinoza’nın Tanrısına yakınlık duyduğunu konuşuyoruz.
İnsan gerçekten özgür mü, yoksa seçimlerimizin nedenlerini bilmediğimiz için mi kendimizi özgür sanıyoruz?
Wed, 19 Aug 2026 - 19min - 22 - Einstein’ın İnandığı Spinoza’nın Tanrısı ve Huzur
Ben Spinoza’nın Tanrısı’na inanıyorum; insanların yazgıları ve eylemleriyle ilgilenen bir Tanrı’ya değil, var olan her şeyin yasalarındaki harmonide kendini gösteren bir Tanrı’ya." — Albert Einstein
Yüzyılın en büyük fizikçisi Albert Einstein, din ve Tanrı hakkındaki sorulara neden ısrarla 17. yüzyılın aforoz edilmiş filozofu Baruch Spinoza ile cevap veriyordu? Bu bölümde, NotebookLM’in katkılarıyla hazırladığımız 28 dakikalık derin bir yolculuğa çıkıyoruz.
Bu bölümde neler bulacaksınız?
Spinoza Kimdir? Kilise ve sinagog tarafından neden tehlikeli ilan edildi, neden aforoz edildi?
Panteizm ve "Deus sive Natura": Tanrı ve Doğa aynı şey mi? Spinoza’nın geleneksel Tanrı algısını yıkan felsefesi.
Einstein’ın Penceresi: Bir bilim insanı evrendeki determinizmi (nedenselliği) incelerken nasıl Spinoza ile buluştu? Kuantum mekaniğine karşı çıkışının arkasındaki Spinozacı felsefe neydi?
Kader, Özgür İrade ve Kozmik Din Duygusu: Bizler evrenin neresindeyiz?
Bilimin ışığı ile felsefenin derinliğinin buluştuğu bu bölüme kulak verin. Keyifli dinlemeler!
Sat, 06 Jun 2026 - 28min - 20 - Schopenhauer Kadınlar Hakkında Neden Bu Kadar Sertti?
Schopenhauer denince akla irade, karamsarlık ve insan doğasına dair acımasız analizler gelir.
Ama onun en çok tepki çeken metinlerinden biri, kadınlar hakkında yazdıklarıdır.
Bu bölümde Schopenhauer’ın “On Women” (Über die Weiber) metnini inceliyoruz.
Gerçekten kadın düşmanı mıydı?
Yoksa biyolojik determinizm üzerinden insan doğasını mı çözmeye çalışıyordu?
Kadınlara yönelik sert genellemelerinin arkasında ne var?
Kişisel hayal kırıklıkları mı?
19. yüzyılın toplumsal zihniyeti mi?
Yoksa onun “irade” felsefesinin doğal bir sonucu mu?
Bu bölümde:
• Schopenhauer’ın kadınlara dair temel argümanlarını
• Aşk ve üreme konusundaki biyolojik yaklaşımını
• Günümüz perspektifinden eleştirileri
• Ve bu düşüncelerin bugün neden hâlâ viral olduğunu konuşuyoruz.
Hazırsan, Schopenhauer’ın en tartışmalı tarafına giriyoruz.
Tue, 24 Feb 2026 - 01min - 19 - Sessizlik de Suç mudur? Kötülüğün Sorumluluğu Üzerine
Bu bölümde kötülük problemini yalnızca metafizik bir mesele olarak değil, insanın özgürlüğü ve sorumluluğu bağlamında ele alıyoruz.
Max Stirner’den Albert Camus’ye,
Hannah Arendt’ten Fyodor Dostoyevski’ye uzanan bir hat üzerinden şu soruyu tartışıyoruz:
Kötülük sadece yapanın mı sorumluluğudur?
Yoksa susmak da bir tercihtir?
Camus’nün başkaldırısı, Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramı ve Dostoyevski’nin adalet vurgusu, masumiyet fikrini sorgulamamıza neden oluyor.
Bu bölümde ayrıca Mahmut Çalışkan’ın
Tanrı, Kötülük ve Başkaldırı – Varoluşçu Teodisenin İmkânı
adlı eserinden ilhamla kötülüğün teolojik ve varoluşçu boyutunu ele alıyoruz.
Gerçekten masum kalmak mümkün mü?
Yoksa her susuş, bir taraf mı seçer?
Tue, 24 Feb 2026 - 01min - 18 - 👉 Kötülüğü Sevmek: Augustinus’un Armut Ağacı İtirafı
Genç Augustinus bir gece arkadaşlarıyla birlikte bir komşunun bahçesinden armut çalar.
Ama aç değildir.
Evinde daha iyileri vardır.
Çaldıkları armutları da yemezler.
Yıllar sonra bu olayı hatırlayıp şu cümleyi yazar:
“Armutları değil, hırsızlığın kendisini sevdim.”
Bu bölümde Augustinus’un İtiraflar eserindeki armut hikayesinden yola çıkarak kötülüğün doğasını tartışıyoruz.
İnsan neden hiçbir çıkarı yokken yanlış yapar?
Kuralı ihlal etmek neden bazen haz verir?
Kötülük gerçekten bağımsız bir güç müdür, yoksa iyiliğin eksikliği mi?
Augustinus’a göre kötülük, yanlış sevilen bir iyiliktir.
Yani mesele armut değil; arzunun yönüdür.
Bu bölümde insan doğası, irade, özgürlük ve ahlak üzerine derin bir analiz var.
Tue, 24 Feb 2026 - 02min - 17 - Bile Bile Yanlış Yapmak: Augustinus ve Kötülüğün Doğası
Genç bir Augustinus bir gece arkadaşlarıyla birlikte bir komşunun bahçesinden armut çalar.
Ama aç değildir.
Evinde daha iyileri vardır.
Çaldıklarını da yemezler.
Yıllar sonra, İtiraflar adlı eserinde bu olayı anlatırken şu cümleyi yazar:
“Kötülüğü, sırf kötü olduğu için istedim.”
Bu bölümde Augustinus’un armut hikayesinden yola çıkarak kötülük problemini ele alıyoruz.
İnsan neden hiçbir çıkarı yokken yanlış yapar?
Kuralları ihlal etmek neden bazen haz verir?
Kötülük gerçekten bağımsız bir güç müdür, yoksa iyiliğin eksikliği mi?
Modern dünyada trafikte gereksiz riskler almak, sosyal medyada saldırganlaşmak ya da sadece yasak olduğu için bir şeyi yapmak…
Bunların arkasında ne var?
Bu bölümde insan doğası, özgürlük, irade ve ahlak üzerine derin bir tartışma var.
Tue, 24 Feb 2026 - 00min - 16 - Deliler Gemisi: Delilik, İktidar ve İnsanlığın Rotasızlığı
1494’te bir kitap yazıldı.
Bir gemi vardı. İçinde “deliler” vardı. Ama rota yoktu.
Sebastian Brant, Deliler Gemisi ile ahlaki çöküş içindeki insanlığı sembolik bir yolculuğa çıkardı.
Hieronymus Bosch, aynı metaforu resmetti: Küçük bir tekne, amaçsız insanlar, ölçüsüzlük ve taşkınlık.
Yüzyıllar sonra Michel Foucault, deliliğin tarihini yazdı ve şunu sordu:
Delilik doğal bir durum mu, yoksa iktidarın tanımı mı?
Arthur Schopenhauer ise dünyayı, tutkularının esiri olmuş insanların büyük bir yanılgı alanı olarak gördü.
Bu bölümde şunu tartışıyoruz:
Deliler gerçekten gemide mi?
Yoksa geminin kendisi mi deliliğin ta kendisi?
Modern toplum, normallik, iktidar, ahlak ve insanın kör iradesi üzerine 6–7 dakikalık yoğun bir düşünce yolculuğu.
Mon, 23 Feb 2026 - 06min - 15 - Kamera Açıkken Yapılan Yardım Ahlak mıdır? | Kant & Baudrillard
Bu bölümde, sosyal medyada kamera açıkken yapılan yardımları sorguluyoruz.
Bir yardım eylemi, izlenmek için yapıldığında hâlâ ahlaki midir?
Immanuel Kant’a göre ahlak, sonuçla değil;
niyetle ilgilidir.
Bir eylem, alkış için yapılıyorsa,
ödev olmaktan çıkar, araca dönüşür.
Bu noktada Jean Baudrillard devreye girer.
Baudrillard’a göre modern dünyada eylemler değil,
görüntüler dolaşımdadır.
Yardım da artık bir ihtiyaçtan çok,
paylaşılabilir bir simgeye dönüşür.
Bu bölüm, şunu sorar:
İyilik gerçekten başkası için mi yapılıyor,
yoksa izleyici için mi?
Fri, 06 Feb 2026 - 01min - 14 - Arı Kovanı Masalı: Ahlaksızlık Toplumu Ayakta Tutar mı?
Bu bölümde, Bernard Mandeville’in Arı Kovanı Masalı üzerinden ahlak, çıkar ve toplum ilişkisini ele alıyoruz.
Mandeville’e göre bir toplum, erdemle değil;
bencillik, hırs ve çıkarla işler.
Masalda arılar ahlaksızdır,
ama kovan zengindir.
Ne zaman ki erdemli olmaya karar verirler,
ekonomi çöker, düzen dağılır.
Bu anlatı, şu rahatsız edici soruyu ortaya koyar:
Toplumu ayakta tutan şey gerçekten ahlak mı,
yoksa bastırılmaya çalışılan kusurlarımız mı?
Bu bölüm,
“iyi insan” fikrini değil,
işleyen toplum fikrini sorgular.
Fri, 06 Feb 2026 - 01min - 13 - Yatak Odasında Felsefe: Ahlak Doğamıza Aykırı mı?
Bu bölüm, Yatak Odasında Felsefe üzerinden ahlak, arzu ve doğa arasındaki gerilimi ele alıyor.
Marquis de Sade’a göre ahlak, insanın doğasından değil;
onu kontrol etme ihtiyacından doğar.
Arzu bastırılır, beden denetlenir,
itaat erdem olarak sunulur.
Peki ama şu soru ortada kalır:
Eğer insan doğanın bir parçasıysa,
doğal arzular neden suç sayılır?
Bu bölümde,
ahlakın özgürlükle mi yoksa korkuyla mı kurulduğunu,
beden üzerinden işleyen modern denetim biçimlerini
ve “ayıp” kültürünün neyi koruduğunu sorguluyoruz.
Bu bir savunma değil.
Bir davet de değil.
Sadece rahatsız edici bir soruyla yüzleşme.
Fri, 06 Feb 2026 - 02min - 12 - Cesur Yeni Dünya’dan Pluribus’a: Dayatılan Mutluluk
Bu bölümde, Cesur Yeni Dünya ile Pluribus anlatısı yan yana geliyor.
İki farklı kurgu, aynı sorunun etrafında dönüyor:
Mutluluk gerçekten bir seçim mi, yoksa bir zorunluluk mu?
Haz, konfor ve “iyi hissetme” fikri,
bu dünyalarda bir hedef değil;
toplumu düzenlemenin en etkili aracıdır.
Acı bastırılır, sorgulama gereksizleşir,
birey uyumlu hâle gelir.
Ama bu uyumun bedeli vardır:
özgürlük, anlam ve hakiki insan deneyimi.
Bu bölüm,
mutluluğun bir erdem mi
yoksa modern bir kontrol mekanizması mı olduğunu sorguluyor.
Fri, 06 Feb 2026 - 03min - 11 - Dünya Bir Tımarhane midir? | Deliler Gemisi ve Sebastian BrantFri, 06 Feb 2026 - 01min
- 10 - Einstein’a meydan okuyan filozof : Bergson ve zamanın sırrı!
Çocukken zaman sonsuz gibiydi…
Ama büyüdükçe yıllar göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor.
Peki neden?
Bu soruya tarihte Einstein’a bile meydan okuyan filozof Henri Bergson yanıt veriyor.
Ona göre zaman, saatlerin tik taklarında değil… bilincimizin derinliklerinde, yaşadığımız anların akışında gizli.
Bergson’un ‘süre (durée)’ kavramı, zamanı üç parçaya ayırmaz.
Geçmiş, gelecek ve şimdi aslında birbirinden kopuk değil—tam tersine hepsi iç içe akar.
👉 Peki senin için zaman en çok ne zaman hızlanıyor?
Yorumlarda buluşalım.
Sun, 11 Jan 2026 - 04min - 9 - Nietzsche: “Kadınlara mı gidiyorsun? Kırbacını unutma”
Tutkunun gölgesinde bir savaş: aşkın gerçek yüzünü keşfetmeye hazır mısınız? Nietzsche’nin ünlü öğüdü “Kadınlara mı gidiyorsun, kırbacını unutma!” ile başlayan bu podcastte ilişkilerin nasıl bir güç dengesi üzerine kurulu olduğunu öğreneceksiniz. 👀🔍
🔔 Abone olun ve bildirimleri açmayı unutmayın, çünkü her hafta felsefenin en sarsıcı tespitlerini birlikte keşfediyoruz!
👍 Beğendiyseniz “👍” ile destekleyin, yorumlarda kendi aşk stratejinizi paylaşın!
Sun, 11 Jan 2026 - 05min - 8 - Diyojen kadın peşinde koşan erkekler için ne derdi?
Kadınların peşinden koşmak mı?
Aşka düşüp kendini kaybetmek mi?
Diyojen’in çağlar öncesinden bugüne uzanan sözleri, bugün sosyal medyada arzularının peşinden koşan, ilişki için kendini parçalayan insanlara adeta tokat gibi...
Diyojen bugün yaşasaydı kadınlar hakkında ne derdi?
Arzularına esir olan erkeklere nasıl seslenirdi?
Gerçek özgürlük nedir?
Sun, 11 Jan 2026 - 12min - 7 - Spinoza : Özgürlük sandığın şey bir yanılsama
Baruch Spinoza, Etika adlı eserinde insanın en büyük yanılgısını açıkça söyler:
“İnsanlar özgür olduklarını düşünürler;
çünkü davranışlarının nedenlerini bilmezler.”
(Etika, II. Bölüm)
Spinoza’ya göre özgürlük,
istediğini seçmek değil;
zorunluluğu akıl yoluyla kavramaktır.
İyi ve kötü doğada yoktur.
İyi, var olma gücünü artırandır.
Kötü, bu güce engel olandır.
Duygular kusur değil,
anlaşılması gereken zorunlu hallerdir.
Etika, “nasıl mutlu olurum?” diye sormaz.
“Nasıl daha az sürüklenirim?” diye sorar.
Sun, 11 Jan 2026 - 02min - 6 - Ortamlarda satılacak müthiş felsefi problemler- Entelektüel görünme garantili
Felsefenin en kışkırtıcı soruları:
“Gerçeklik nedir? İyi ile kötüyü kim belirler? Hayat gerçekten anlamlı mı?”
Bu videoda Solipsizm’den Nietzsche’nin Ebedi Dönüş’üne, Camus’nün anlamsızlıkla mücadelesinden Rawls’un adalet anlayışına kadar en çarpıcı felsefi düşünceleri keşfedeceksin.
Bu fikirler yalnızca filozofların zihninde değil, senin hayatında da dönüştürücü olabilir.
Şimdi düşünmeye başlama zamanı.
⏱️ Zaman Çizelgesi:
0:00 Solipsizm
1:51 Kötülük Problemi
6:28 Yığın Paradoksu
7:40 Monizm – Dualizm
9:10 Ahlaki Görelilik
10:37 John Locke ve Tabula Rasa
12:01 Nietzsche ve Ebedi Dönüş Deneyi
12:53 Albert Camus ve Anlam Arayışı
14:27 Toplum Sözleşmesi
16:14 John Rawls ve Cehalet Peçesi
17:25 Hume’un Giyotini
💡 Sen bu fikirlerden hangisine katılıyorsun?
Sat, 03 Jan 2026 - 18min - 5 - Kolay erişilebilir olmak cool görünmeyi etkiler mi?
Kolay ulaşılabilir olmak seni daha mı samimi yapar, yoksa daha mı sıradan?
Bu bölümde Jung, Nietzsche, Freud ve Schopenhauer eşliğinde şu soruya giriyoruz:
Neden herkesin her an ulaşabildiği insanlar “cool” görünmez?
Mesafe neden çekicidir?
Erişilebilirlik gerçekten olgunluk mu, yoksa gizli bir onay ihtiyacı mı?
Jung’un persona–gölge ayrımı,
Nietzsche’nin güç ve mesafe fikri,
Freud’un terk edilme kaygısı,
Schopenhauer’in değer–nadirlik ilişkisi…
Bu bölüm, “neden biraz geri durmanın daha güçlü bir duruş olduğu” üzerine.
Sürekli orada olmanın değil, ne zaman orada olmadığının fark yarattığını konuşuyoruz.
🎧 Dinlemeden geçme:
Belki de sorun yeterince cool olmaman değil, fazla erişilebilir olmandır.
Arkadaşlar genellemeler doğru sonuçlar vermese de birçok ilişkide buna benzer izler var. Popüler kültür sallaması değil. Ciddi olarak hayatımızdaki insanların sürekli peşinden koşmayı bırakmamız gerek.
Sat, 03 Jan 2026 - 04min - 4 - Kolay İncinmek İstemiyorsan Her Şeye Anlam Yüklemeyi Bırak | Epiktetos
Stoacı filozof Epiktetos çok net konuşur:
Seni yaralayan şey olaylar değildir, onlara yüklediğin anlamlardır.
Bu bölümde şunu sorguluyoruz:
Neden herkesin sözünü üstümüze alıyoruz?
Neden her bakışı, her sessizliği, her gecikmeyi kişisel algılıyoruz?
Epiktetos’a göre incinmek bir kader değil, alışkanlıktır.
Ve alışkanlıklar değiştirilebilir.
Bu podcast, daha az alınmak isteyenler için değil;
daha güçlü olmak isteyenler için.
Dinle, rahatsız ol, sonra hafifle.
Sat, 20 Dec 2025 - 01min - 3 - Nietzsche ile Üst İnsan kime denir? Kafamdafelsefevar Bölüm 3
Üst insan bir kahraman mı?
Bir elit mi?
Yoksa sistem tarafından dışlanmış romantik bir trajedi mi?
Nietzsche’nin metinlerine sadık kalarak şunu ayırıyoruz:
– Üst insan ne değildir
– Neden biyolojik, genetik ya da sınıfsal bir ayrıcalık olamaz
– Neden “mağdur” değil, değer yaratan bir figürdür
Bu bölüm, üst insanı:
“aç sefil ölen entelektüel” anlatısından,
“Instagram motivasyon figürü” klişesinden
ve yüzeysel okumalardan kurtarmak için.
Nietzsche’nin asıl sorusuna dönüyoruz:
Kim hayatta kalır değil; kim anlam yaratır?
Bu bir motivasyon konuşması değil.
Bu, rahat bozucu bir felsefi yüzleşme.
Sat, 20 Dec 2025 - 03min - 2 - Yankının Doğuşu (Echo)Sat, 13 Dec 2025 - 01min
- 1 - Prokrustes’in Yatağı
Bu kısa bölümde, antik bir mitin modern hayata nasıl birebir uyduğunu keşfediyoruz.
Prokrustes’in yatağı…
İnsana değil, insanı yatağa uyduran acımasız bir düzenin sembolü.
Bugün kimse bizi gerçekten uzatmıyor ya da kısaltmıyor;
ama hepimiz bir şekilde “uygun ol”, “normal ol”, “standartlara gir” baskısıyla karşılaşıyoruz.
Toplumsal beklentiler, başarı ölçütleri, aile kalıpları, iş yerindeki görünmez normlar…
Hepsi, Prokrustes’in yatağının modern versiyonları.
Bu 75 saniyelik bölüm, seni kendine şu soruyu sormaya davet ediyor:
Uymaya çalıştığın yatak gerçekten senin için mi, yoksa başkaları öyle istediği için mi?
Eğer kendini yıllardır bir kalıba sıkıştırmaya çalışıyorsan,
bu bölüm sana küçük bir uyanış olacak.
Sat, 29 Nov 2025 - 01min
Podcasts ähnlich wie Kafamda Felsefe Var
Timurtaş Uçar — Vaaz Ahmet Çadırcı
Alem FM Alem FM
Kendine İyi Davran Beyhan Budak
Cevheri Güven Cevheri Güven
Kayıt Dışı İktisat Ceyhun Elgin
Kur'an Yolu Meali Diyanet Dijital
Tablolarla Felsefe Furkan YANMAZ
Kafa Radyo Podcast Kafa Radyo
Meksika Açmazı Karnaval
Süper FM - Doğan Canlı Yayında Karnaval
Metro FM - Aragaz Karnaval.com
Virgin Radio - Mesut Süre ile Rabarba Karnaval.com
Bay J Kral Müzik
Kuran Dinle Kuran Dinle
İLAHİ NEFESLER Mehmet Hâdi Duran
Felsefe ile Yolculuklar Murat Ergen
قصص الأنبياء Podcast Record
Radyo Tiyatral radyotiyatral
Radyo Tiyatrosu Radyo Tiyatrosu
Radyo Tiyatrosu Dinle Radyo Tiyatrosu Dinle
İngilizce Kelime Dersleri Seçkin Esen
Sesli Kitap Dünyası Sesli Kitap Dünyası
Burda Olan Burda Kalır Zafer Algöz Can Yılmaz
سوالف طريق - ابو طلال الحمراني ابو طلال الحمراني
